Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

31 Mayıs 2011 Salı

Buse'mizin dr randevu sonucu

Öncelikle hepinize ilginizden dolayı teşekkür ederim arkadaşlar.

Buse'mizin kalbindeki delikte küçülme ve ya büyüme olmamış 8 mm olarak duruyor.
Bir kaç sene takip edilecek bir değişiklik olmazsa ki bu yaştan sonra olmaz dedi dr
anjiyo ile kapatılacak artık ameliyat gerekmiyor şükür..Okul öncesi kapatmak gerekir
dedi umudum var buna gerek kalmayacak inşaallah.Mart 2012'de  bir sonraki randevu..
Şükürler olsun ki hayati tehlikesi olan bir durum değil..

Tüm hastalara rabbim şifalarını versin inşaallah.Amin.

Herkese sevgiler diyip gidiyorum bir sürü iş birikti..onları halledip uğrarım hepinize.

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Beni Güzel Hatırla/Okan Savcı



Beni güzel hatırla!
Bunlar son satırlar...
Farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından
ya da bir yağmur sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu...
Kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için.
Uyandın ve ben bittim...
Beni güzel hatırla! Çünkü; sevdim seni ben, her şeyini...
Sana sırdaş oldum, dost oldum,
koynumda ağladın.
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini,
beni üzdün, kınamadım.
Alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım...

Beni güzel hatırla!
Sayfalarca mektup bıraktım sana.
Şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım.
Sakladım günahını, sevabını içimde
sessizce gittim...
Senden öncekiler gibi sen de anlamadın.

Beni güzel hatırla!
Sana unutulmaz geceler bıraktım
sana en yorgun sabahlar...
Gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım.
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka,
söylenmemiş "Merhaba"lar sakladım her köşeye
vedalar bıraktım duraklarda.
Ne ararsan bir sevdanın içinde
fazlasıyla bıraktım ardımda.

Beni güzel hatırla!
Dizlerimde uyuduğunu düşün,
saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı,
mutlu olduğun anları getir gözünün önüne.
Alnından öptüğüm dakikaları...
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
şaşırtmayı severim biliyorsun.
Bu da sana son sürprizim olsun.
Şimdi, seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
beni güzel hatırla.
Gidiyorum...

 


Şiir : Okan Savcı
Çalışma : Ülkü Şimşek
Eski bir çalışmadır..

Not: Biz genel olarak iyiyiz..yarınıda atlatıp güzel haber alırsak ben çok çok  iyi olacağım inşaallah..şu an içimden bir şey yapmak, yazmak, konuşmak, görüşmek v.s.. gelmiyor..canım nasıl sıkılıyor anlatamam..çok kırılgan, alıngan ve sıkıcı olduğumu düşünüyorum kusura bakmayınız..iyi haftalar hepinize..iyi haberlerle gelmek dileklerimle sevgiler..

27 Mayıs 2011 Cuma

Evli erkek ve kadınlar için önemli konular


Gözümüzün önünde dursun hatırlayalım hep..bakalım ne gibi konular önemliymiş görevmiş..


Evli Erkekler İçin Önemli Konular

Nafaka: Evli erkek, imkanları nisbetinde eşinin ve çocuklarının maddi ihtiyaçlarını karşılamakla, helal nafaka sağlamakla mükelleftir. Nafaka, yeme-içme, mesken, giyim gibi zaruri ihtiyaçlardır.

İyi geçinme: Erkek, hanımına karşı güler yüzlü, tatlı sözlü, iyi huylu olmalıdır. Kadını incitecek yersiz davranışlardan, kaba tavırlardan sakınmalıdır.


Sevgi ve bağlılık: Erkek, eşine karşı olan sevgisinde cömert olmalıdır. Ona karşı öyle samimi olmalı ki, kadın herkesten daha çok sevildiğini hissetsin. Ancak bu, her isteğini yerine getirmek anlamında değildir. Bazı istekler elbette gerçekleşmeyebilir.

Sohbet: Şartlar elverdikçe hanımıyla sohbet ve şakalar yapıp neşeli vakitler geçirmeyi sağlamak evliliğin tabii ihtiyaçlarındandır.

Nezaket: Kadın, eşi tarafından beğenilmeyi ister. Şaka dahi olsa kadın kötülenmemeli. Lüzumu yokken tenkit edilmemeli. Kadına değer verilmeli. Sık sık yaptıklarını takdir etmeli.


Sabır: Erkek, eşinin bazı hatalı sözleri ve davranışlarına karşı hemen öfkelenmemeli. Sinirlenip bağırmamalı. Kadın sinirlenmişse de, erkek sükûnetini korumalı.


Tedbir: Erkek, ailede kavga çıkarmaktan ve kadını dövmekten sakınmalı. Evlilik hayatının selameti için herkes çeşitli tedbirler alır. Fakat, basit kusurlar için kadını azarlamak yersizdir.


Hoşgörü: Eşinin bazı kusurlarını görmezden gelmeli. Olağan bir kusurdan dolayı da bir-iki günden fazla dargın durmamalı. Erkek, bazen de kusuru kendinde aramalı.


Yardım: Dışarıya dönük işler erkek tarafından görülmeli. Ev işlerinde de kadına yardımcı olmalı. Evdeki düzen ve temizliğe dikkat etmeli.


Eve bağlılık: Kadının hoşlandığı erkek, evine bağlı olan erkektir. Erkek, geceleri ihtiyaçtan fazla dışarıda kalmayıp evine dönmeli. İnsan aradığı saadeti, ancak evinde bulabilir.


Evli Kadınlar İçin Önemli Konular

Güler yüz: Kadın, erkeğine karşı güler yüzlü, tatlı sözlü olmaya çalışmalı. Kocasının iyiliklerine karşı teşekkür etmek de, güzel bir nezaket halidir.
 
İtaat: Kadın, eşinin meşru isteklerine itaat etmeli, sözlerini dinlemeli. Ancak haram işlemeye ve farzın terkine yönelik yersiz bir istek karşısında kimseye itaat gerekmez.

Ev idaresi: Ev idaresinde kadın lüks ve israftan kaçınmalı. Evdeki eşyaları temiz ve idareli kullanmalı. Ev masraflarında kadının savurganlığı iyi değildir. Tutumlu olması gerekir. Buna dikkat etmeyen aileler sıkıntıya düşerler.

İzin almak: Eşinden izinsiz ve lüzumsuz dışarılarda gezmekten kaçınmalıdır. Ancak ana-baba ve yakın akrabalar, lüzum ve ihtiyaç halinde izinsiz de olsa ziyaret edilebilir.

Süslenme: Kadın, evindeki süs ve giyimiyle erkeğine cazip görünebilmeli. Bu süslenme faydalı ve lüzumludur. Fakat kadın, sadece eşi için süslenmeli, dışarıya karşı değil!

Tenkitten çekinmek: Kadın, erkeğine karşı olur olmaz şeyler için tenkitte bulunmaktan ve ona emir verir gibi tavır almaktan sakınmalı. Hiç bir erkek, eşinin ona emir vermesinden hoşlanmaz.

Dedikodu: Bağırıp çağırmaktan, gevezelik etmekten, başkalarının dedikodusunu yapmaktan kadınlar titizlikle sakınmalı. Huzursuzlukların baş sebebi dildir, bunu unutmamalı.

Alaydan sakınmak: Kadın, şaka dahi olsa eşi ile alay etmemeli. Ona hakarette bulunmamalı. Hele bunu başkalarının yanında asla yapmamalı. Ayrıca ikide bir kendini ve sülalesini övmekten sakınmalı.

Şikayetci olmamak: Erkek eve döndüğü zaman kadın, bir takım sıkıntı ve şikayetleri öne sürerek huzur bozmaktan sakınmalı. Ailedeki kaynana kayınbaba ile de iyi geçinmelidir.

Engel çıkarmamak: Kadın, eşinin ilmi ve fikri çalışmalarına engel olmaktan sakınmalı. İlim ve fikir mesleğinde hizmet görenler, bunları evlilik h
ayatına feda edemezler.


-Semerkand dergisinden alıntıdır-

------------------------------------------------------------------------------------------------------
Not: Bu aralar baya gerginim tedirginlik endişe ne ararsanız var..31 Mayıs Buse'nin kontrolü yaklaştı..
dokunmayın bana modundayım..kusura bakmayın benimle ilgili sorunlar yaşarsanız..dua edin bol bol..
Hayırlı cumalar.

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Elveda Hüzün / Hoşgeldin Hayat

-Bu yazıyı okuduğumda (sık sık okurum) eşim gelir aklıma..seviyorum aşkım seni :)


Elveda Hüzün / Hoşgeldin Hayat

“İsminin anlamını taşıyacak bir sıfat bulamadım. Üzgünüm “

Sen varlığıma umut saçan bir mürekkeptin ucundan hayat damlayan..Eteklerinden avuçlarıma salkım salkım dolan umuttun gözlerinde tazelenen. Sevda sığınağım, mutluluk sağanağım. Yılmaz fırtınalarıma göğüs geren dalgakıran yalnızlığım. İçi boş cümlelerime anlam katan kelime hazinem, mutluluk lehçem. Bilmediklerimin / Denklemlerin sende çözümlendiği tek bilinenim..Kan bürümüş çığlıklarıma diş bileyenim. Ezberim, tek dileğim. Yarılanmış bir ömre ilave edilen cansın ölgün alyuvarlarımda. Kırılmış sabahlarıma düşen çiğ tanesi. Kirli yüzüme aldırmaksızın bulut bulut yağan sevda mucizesi..Ketum dilimin sesli harfleri, karanlığımı ihbar eden aydınlığım..Yitirdiklerimden bile bir kazanç elde ettiren gülen yanım. Sırdaşım, sevda yoldaşım, ganimeti gülüşlerin olan tek savaşım..

Kökleri toprak olan bir adamın gökyüzüne uzanan ellerisin sen. Mesai sonrası yorgun sesimi nefesinle tazeleyen, sırtımda bir asalak gibi yaşayan hüznü hunharca hançerleyen. En temiz yanım, hüzün sirayet etmemiş yarınım. Sabahım, adı bende saklı sevda kahramanım. Tam bir payda olmanın en büyük hazzı, dibi tutmayan sorularımın tek cevabı, gönlümün ölüme sadece seninle olan sonsuz rızası.. Sen; adının sonrasına hiçbir sıfat yakıştıramadığım. Tüm alfabeyi dizlerimin önüne çöktürüp seni bir türlü anlatamadığım.

Hayattan alıntı yapabildiğim tek cümlem. Sevdikçe büyüyen, büyüdükçe çoğalan sonsuz özlem. Bir merhabanın, bir dilim sözün sende israf edilmediği, gülüşlerinin hiçbir mevsimle ödeştirilemediği bir mutluluk sağanağım.Umutla yoğrulup sevda fırınında harelenmiş sevda azığım. Monoton bir hayatın satır aralarına yönelmiş rengarenk düşlerim. Bozkır dudaklarımın denize kıyısı olan varlığım. Susmalarımda sevdaya çoğalan, nefes alışlarımda hüzne azalan en büyük bakiyem..Kıymetim, zenginliğim.

Sonsuzluğum..
Mutluluğum..
Umudum..

----

Biliyorum sana dair bir şeyler karaladım. Lakin hiçbir cümle yüreğinde taşıdığın sevdayı anlatacak büyüklükte değil..

Unutma;

Sen geldin / Sevdalandım.

Sen geldin / Umutlandım.

Sen geldin / Hayata Kök Saldım…

Velhasıl;

Elveda Hüzün / Hoşgeldin Hayat…

“ Sustum çünkü beni en iyi sen anlarsın “


08.10.2007

İsmail Sarıgene

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Yeni annelerin dikkatine

Merhaba, iyi haftalar arkadaşlar :)
Ben çok yoğunum bu aralarda sezonun açılışı güneşin bize göz kırpmasıyla :)
Farklı bir şey yapmıyorum hayat aynen devam ediyor ev-iş arası gidip geliyoruz işte :)
Her şey yolunda şükür, Buse'yle geçiyor hafta sonlarımızda iyiyiz biz :)
Hepinize sevgiler gönderip kaçayım :)

Aşağıdaki tabloyu nereden çaldım bilmiyorum valla bloglarda dolaşırken yürütmüştüm :) yeni annelerin dikkatinedir bakıversinler :)

20 Mayıs 2011 Cuma

Bu yükü niye taşıyorum..


Bu hikaye çok hoşuma gitti... hem duaların nasıl kabul gördüğü,hem her işte bir hayır olduğu,hem teslimiyet,hem Allah'ın gücü hakkında değerlendirmeler yapma bakımından
 ibret verici...
Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu...
Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Brenda'nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu.
Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca... Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. 'Allah'ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et.'
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri 'Aranızda lens kaybeden var mı? ' diye bağırdı.
Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti. Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlattı. Bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazdı:
'Allah'ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım...'

'BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM' demeyin...


-Çaldım-

19 Mayıs 2011 Perşembe

Mimlerrrr :)


Sevgili Mucizem ve Şerife'cim mimlemişler beni aldım kabul ettim buyrun ;


Aşağıdaki resmi ve blogunuzla ilgili hissettiklerinize dair bir kaç cümleyi ilave edip paylaşmanız yeterli..




-Blogum beni yanısıtıyor..bloglarınız sizi yansıtıyor..yansımalarınızı izlemek hoşuma gidiyor..sizi tanımaktan çok memnunum..değişik kişilikler.. dertler sıkıntılar.. sevinçler mutluluklar.. hüzünler..
neşe.. çocuk.. eş. .kardeş.. anne.. paylaşmak güzel.. iyi ki buradayız birlikte.


Sevgili Melek'cim(vesselam) beni mimlemişti onuda aldım kabul ettim buyrun;


Eğer Bir Zaman Tüneli Olsaydı Geçmişten Yada Gelecekten Hangi Zamana Gitmeyi, Kimi, Hangi Olayı Görmeyi İsterdiniz ?

-Çok geri değil tarihteki bir olay ya da başka bir şey değil.. sadece eşimin ayağına yanlışlıkla değil de bilinçli olarak bastığım o ana döndürün beni :) evettt  aşkım sana bir kez daha :)



Ve mimlediğim arkadaşlar;

Aylin birini cevaplamıştın diğerinide alıver :)
Yoruldum iyi mi hepiniz buyrun :)

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Muhabbet gecesi/Hafta sonu

Beykoz semarkand temsilciliğinin düzenlemiş olduğu "Muhabbet gecesi" ne tesadüfen katıldık :)
İyi ki katılmışız huzurla dinletilere eşlik ettik..
14 Mayıs 2011 - 21:00
R.Şahin Köktürk Spor Salonu


Dursun Ali Erzincanlı
Mustafa Demirci
Serdar Tuncer


Katılımları vardı, ilk defa kendilerini dinledim.




Bu da en etkilendiğim andı ;



Buse'de yanımızdaydı..babannesiyle izliyor gördüğünüz gibi :)


Salon balonlarla süslenmişti Buse bayıldı(balonlara yani) :)



Hiç bu kadar kalabalık olacağını tahmin etmemiştim ;
(Ay bende eşlik etmişim birazcık katlanın iğrenç sese :) )


Cumartesi günü Buse bahçede çoştu :)






Pazar günüde parka gittik onlara ait fotoğraflar makinede kaldı malesef , makinede
evde kaldı malesef :) Yalnız hiç bu kadar yorulmamıştım Buse yerinde durmuyor :)
parkta abi buldu kendine onunla eğlendi top oynayarak, kaydı, salıncağa bindi
annesini bir güzel koşturdu :) Bir de herşeye "bakalım mı" demesi var eyvah eyvah
babası mesela gözünün önünde araba yıkıyor bana gelmiş "baba baba" diyip duruyor
"ee kızım burada ya araba yıkıyor" diyorum hemen "bakalım mı" diyor :) "dön arkana
bak diyorum" olmaz illa elimden tutcek dibine gircek babasının :) yeni başlıyoruz sanırım
koşturmaya :) ha gayret Ülkü diyorum :)

İyi haftalar hepinize :)

Sevgiler canlar :)

14 Mayıs 2011 Cumartesi

10 Mayıs 2011 Salı

Blog yazma yeriniz/Çocukluk ve şimdiki haliniz(Mimdir)

Sevgili Yerdenuzak arkadaşımızın başlığına cevap verirken ne güzel mim konusu dedim
ve buralara geldik sen halledersin dedi işte hallediyorum :)

Soru 1 : Blog yazma yeriniz neresi? En iyi, rahat nerede yazıyorsunuz?Kimlerin haberi var?
              (İş yerinde ya da evde ya da başka yerde nerede yazıyorsanız kim biliyor o çevreden)

Soru 2 : Çocukluk ve şimdiki haliniz arasında görüntü olarak çok fark var mı, yoksa ben hep aynıydım mı diyorsunuz?Bunu resimlendirsek mi? mi fazla burada ek yapıyorum resimlendirmisiniz?

 Ben başlıyorum :)

Cevap 1 : İş yerimde yazıyorum  evde kuzu klavyemi mausumu elinden bırakmıyor :)
Burada kimsenin haberi yok bir kaç arkadaş dışında..çok vaktimi almıyor bilinse benim için aksi giden
bir iş konusu olunca blog yüzünden denebilir eminim ki bahane olacak ya iyi olurdu onlar için :)

Cevap 2 : Ben evrim geçirenlerdenim civciv sarısı birşeykene kumral biri çıkıvermiş içimden :)
Resim ekleyemiyorum çünküm yanımda değil ayrıca kapalı bir bayanım minik saçlarımı gösteremem :)
Zaten topu topu 2 adet resmim var siyah beyaz onlarda :)

-Mimi başlatan olarak tek tek mimlemiyorum arkadaşlar sizi..lütfen alınma olmasın ismim yok
gibilerinden hepinizi çok sevdiğimi değer verdiğimi bilirsiniz.Kolay gele, sevgiler, bekleşiyorum
cevaplarınızı :)

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Üşütük



Hepinize iyi haftalar arkadaşlar.
Yoğun bir hafta sonundan çıktınız..kiminiz mutlu, kiminiz buruk, kiminiz hiç olmasaydı dediniz..
Her şeye rağmen okuduğum kadarıyla çoğunuz keyifliydiniz, hep öyle olmanız dileklerimle.. 
Hepinize ilginizden dolayı teşekkür ederim, beni tek kutlayan sizlerdiniz.
Cumartesi gecesi Buse uyandı 03:00 gibi  çekyata alıp yanına uzanıp dalmasını bekliyorum,
bir kaç haftadır böyle dalıyor..bende bu sefer dalmışım üzerim örtülü olmama rağmen donmuşum
06:00 gibi uyandım ama tir tir titriyordum..sırtıma hemen bir yelek bulup giydim ve yerime geçtim
biraz ısınmışım kaloriferimin sayesinde :)) ama kalktığımda her yerim ağrıyordu..öğlene kadar hiç
birşey yapamadan uzandım örttümde üstümü..Buse'yi doyurup altını değiştirdim saldım meydana :)
Babasıyla oynadılar :) bugünde bir terliyor bir üşüyorum başım çatlıyor :) teşekkür ederim peşin
peşin geçmiş olsun dileklerinize :) Dünden beri hepinizi tek tek gezip okudum yazmaya halim
yoktu.. bir kısmınıza kısa notlar bıraktım itiraf ediyorum kopyala yapıştır olarak :) ama baktım
olmuyor ayıp olur düşüncesiyle durumu anlatmak için yazıyorum :) has-ta-yım bea :)

Buse'nin gözünün üstü şişti kızardı 4 gündür.. uyuyunca daha çok şişiyor yavrumun gözü bugün
dedim artık dr a götüreyim..her dr a götürdüğümde nasıl bir işkence çekiyorum ya birşey çıkarsa
diye..malum sorunumuz var ve başka bir sorun için gittiğimde öğrenmiştim..bugünde gittim ama bir
ben biliyorum sırtımdan akan teri..çektiğim sıkıntıyı..şükür alerjik bir durum bir merhem verdi dr ve
babaannesiyle o eve gitti ben geldim çalışıyorum :( ne zor bu dr işleri aşı zamanı gelmeden de bana
geliyorlar hep gerilip duruyorum 1 hafta öncesinden..yine teşekkür ederim geçmiş olsun dilekleriniz
için peşin peşin edeyim ki kötü olurum edemem belki :)

Hepinize kolay gele bizde durum budur..topunuzu öptüm :)

8 Mayıs 2011 Pazar

Topunuzu kutlarım :)

- Tüm blog ailesi dostlarımın anneler gününü kutlarım.
-Anne adaylarınında..
-Anne olmak isteyenlerinde..
-Ahirete göçmüş annelerimizede duacıyım..
  Sevgilerimle,
  Ülkü
Anne Olmak...
Analık nedir Annem? derdim de anacığıma"Ben ol da bil" derdi.. Mevlânaca..


Ben ol da bil!


Sen oldum annem bak!..


Sen oldum ve bildim neymiş bu işin yürekcesi..


Hani "köpekler bile ana olmasın derdin" ya hep, o ızdıraplı yüreğinle, o engin şefkatinle..


Anlamazdık o zaman biz zamâneler..


"Zor kızım, çok zor analık" derdin ardından derin bir iç çekişle..


Zormuş anam..


Ana olmak..


Hiçken hep olmakmış meğer..Çoğalmakmış durmadan..


Dünyaya meydan okumak, mazi ve istikbâli sırtlamak, pervâsız bir gözü karalıkmış..


Zormuş Annem..


Olduk, gördük, bildik bak..


Ana olmak meğer, kor ateşlerde üşümesi, kara kışlarda buz kesmesiymiş yüreğin..


Hep "Ben" derken,


Artık illâ "O"demesiymiş..


Hiç varmayacağı kapıları çalması, hiç ederek ömrünü, adanmasıymış..


Hiç kızmaması yüreğin, almayı hiç düşünmeden hep vermesiymiş..


Hep sarıp-sarmalaması, hiç hesap sormadan, hep dost hep yâr olmasıymış..


Zormuş Anam..


Meğer ölümüne bir kara sevdaymış analık..


Olduk, gördük, bildik bak..



-----------



Gözlemleyin kadınları, değişirler hep Anne olunca..


Bir metamorfoz belki analık, tırtılken kelebek olmak..


Artık gözleri, elleri-ayakları, akıl ve yüreği tüm âzâları ve dahî hayalleri, tüm vakitleri ve hayata dâir hesapları O'na ait değildir..Karşılıksız-hesapsız ve de gönüllü olarak bağışlar yavrusuna tüm varlığını Anne..


Ve dikkat edin, her kadın bir başka güzelleşir Anne olunca..


Ezelden biçilen bir kostüm gibi, Analık yakışır her kadına..


O, artık Anne gibi güler, Anne gibi bakar, Anne gibi kokar..


Ve hayatta hiç kimse ne Anne gibi kokar, ne Anne gibi bakar, ne de onun gibi yanar..


Ve böylelikle tüm anneler, Yaratan;dan kokular, esintiler taşırlar dünyamıza..


Her Anne Yaratıcıya âyinedir..


En çok Hâlıq ve Vedud ismi yansır onlarda..


Ve hayat boyu, binbir esmâyı seyrederiz o kocaman yüreklerde..


İşte bu yüzden, kaç yaşında olursak olalım, bizler için hep;


Hiç eskimeyen bir ihtiram, çoşkun bir muhabbet, hep meylettiren bir çekim alanıdırlar..


İşte bu tutkunluk, hesapsız adanışlarının karşılığıdır onlara, Yaradandan..


Ve bir gün bizden gittiklerinde..İçimizin bir yanı, ömür boyu hep titreşir onlar için..


Hiç sönmeyen bir yangın, zaman zaman yakar alevlenir, asla dolmaz boşlukları..


Alıp gitmişlerdir çünkü canlarımızın bir parçasını..



Öyledir, her Anne giderken, yüreğini emanet bırakır yavrusuna ve bir parça yavrusundan alır da öyle gider çünkü..


Ve bu yürek aktarımı, annenin sesi, nefesi, gözleri, sözleri ve o kocaman yüreği, ezelî bir miras gibi devredilir nesilden nesile..


İşte dünyayı îmar eden, ayakta tutan bu Ana Yürekleridir!


Nasıl emânetse yavrular annelerine bir vakit,


Öylece emânettir her anne de yavrusuna..


Of! bile demeden, sakın ha incitmeden,


Sahip çıksın herkes emânetlerine aman!


Yavrularına iki dünya bağışlayan ANAlara ve cennetlerini kazanan canlara müjdeler olsun..



Ayşe Reşad

6 Mayıs 2011 Cuma

Annem Haklıymış...


Annem derdi ki: “Terli terli su içme ”
İçten içe kızardım ona
Oyunun en tatlı yeri......nde
Bu müdahale de niye?
Hastalanınca anlardım ki!
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Sakın geç kalma”
Meraklanırmış sonra
İçten içe hayıflanırdım ona
Gidenin dönmesini beklerken anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Odanı dağıtma”
İçten içe karşı gelirdim ona
Toparlamayı erteleyip dururken
Hayatımı dağıttığım anlarımda anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Öfkende fakir ol, sevginde zengin”
İçten içe önemsemezdim bakışlarımla
Kırdığım kalpleri telafi edemediğimde anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Tek kişilik yaşama”
Diğer türlüsü bencillik olur
Sevilmezmişim sonra
İçten içe güler geçerdim bu kelâma
Yalnızlık ağır gelmeye başlayınca anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Doğal ol, yapmacık olma”
İçten içe burun kıvırırdım ona
Ezberlediğim yaşam biçiminin tatsızlığını fark edip
Rollerimi karıştırmaya başlayınca anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Gençliğinin kıymetini bil, geri gelmez bir daha”
İçten içe sitemkâr davranırdım ona
Yüzümdeki çizgiler
Saçımdaki beyazlar zafer kazandıkça anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Bir dilek tut, gerçek olana kadar çabala”
İçten içe söylemesi kolay, yapması zor derdim ona
Hayatımı sorgulamaya başlayıp
Sürekli yapamadıklarım aklıma geldiğinde anladım ki !
Annem haklıymış

Annem derdi ki: “Bu sözlerimi kullan, yabana atma”
Şimdi…
İçten içe teşekkür ediyorum ona
Çünkü…
Ben de bir anneyim
Bana miras kalan bu cümleleri sarf ederken bileceğim ki !
Ben haklıyım..

-Çaldım yine- :))

5 Mayıs 2011 Perşembe

Hıdırellez dileklerim

Evet benim dileklerim bunlar :)

1-Buse'mizin kalbindeki delik kapansın.
2-Bir evimiz olsun.
3-Aşkıma iyi bir iş.
4-Bana iyi bir iş.
5-Parasız olmaz :)
6-Altın yükselişte biraz olsa iyi olur var da fazla mal göz çıkartmaz :))
7-Bu kadar paramız oluncek tatile çıkalım di mi :)
8-Hep incili yüzük istemişimdir o da olsa fena olmaz :)

Şimdi işin şakası bunlar(abarttım tabi )amma ve lakin olsada fena olmaz :)
En önemlisi Buse'miz için istediğim.
Sonra bir de evimiz olsa iyi olur :)
Bunun çıktısını aldım kırmızı kurdaleyle gül dalına bağlayacağım:)

Hepimizin dileklerinin hayırlısının olmasını diliyorum.

Sevgiler ;)

HIYARIN DA ONURU VAR!


Okuyunca cidden onurluymuş vay hıyar vay dedim bakın ne işlere yarıyormuş :)

HIYARIN DA ONURU VAR...
1. Hıyar, günlük ihtiyacınız olan birçok vitamini içerir. Tek bir hıyarda Vitamin B1, Vitamin B2, Vitamin B3, Vitamin B5, Vitamin B6, Folik Asit, Vitamin C, Kalsiyum, Demir, Magnezyum, Fosfor, Potasyum ve Çinko içerir.

2. Öğleden sonra yorgunluk mu hissettiniz? Kahveyi, çayı, soğuk içecekleri
bir tarafa bırakın ve bir hıyar yiyin. Hıyar iyi bir B vitaminler ve Karbonhidratlar kaynağıdır ve yediğinizde saatler sürecek yorgunluğunuzu kısa bir sürede ortadan kaldırır.

3. Banyo veya duştan sonra aynanızın buğulanmasından şikayetçi misiniz? Bir hıyar dilimini alıp aynayı ovun. Hem buğulanma yok olacak hem de pırıldayan bir aynaya ve nefis bir kokuya sahip olacaksınız.

4. Haşereler bahçenizi veya saksı bitkilerinizi mahvediyor mu? Bahçeniz için
bir alüminyum tabağa (ya da alüminyum folyoya) hıyar dilimlerini koyup, ortada bir yere yerleştirin. Saksılarınıza ise birkaç dilimi toprağın üzerine yine alümin-yum tabak veya folyo ile yerleştirin. Bütün mevsim haşerelerden kurtulacaksınız. Hıyardaki kimyasallar alüminyum ile etkileşerek insanların algılayamadığı ama haşereleri deli eden bir koku yayar ve onların ortadan kaybolmalarına neden olur.

5. Bayanlar, sokağa çıkmadan önce veya denize-havuza girmeden önce bir
süreliğine selülitlerinizden kurtulmak ister misiniz? Sorunlu bölgelerinizi
birkaç dakika süreyle hıyar dilimleriyle ovun. Hıyardaki fito-kimyasallar
derinizdeki kollajenlerin gerilmesini sağlar, dış tabakayı sıkılaştırarak selülitlerin görüntüsünü azaltır. Aynı şekilde kırışıklıklara da iyi gelir (özellikle de göz civarındaki).

6. "Akşamdan kalma" sorununuzdan veya kötü bir baş ağrısından kurtulmak ister misiniz? Yatağa girmeden önce birkaç dilim hıyar yiyin ve ertesi sabah dipdiri, baş ağrısız kalkın. Hıyar, vücudun kaybetmiş olduğu gerekli besinleri takviye edici yeterli miktarda şeker, B vitaminleri ve elektrolitleri ihtiva ettiği için yediğiniz birkaç dilim sorunlarınızı hemen yok eder.

7. Özellikle diyet yapanlar, açlık dürtünüzü ortadan kaldırmak mı istiyorsunuz? Hıyar yiyin.

8. Evinizde ayakkabı boyanız mı kalmadı? Taze kesilmiş bir hıyar ile ayakkabınızı ovalayın. İçerdiği kimyasallar ayakkabınıza hem harika görünen bir parlaklık verir hem de deriyi su geçirmez hale getirir.

9. Evinizde bir kapı, pencere ya da benzer bir şey gıcırtı mı yapıyor? Bir dilim hıyarı alıp gıcırtı yapan yerlere sürtün (tabii sürtünme yapan yerlere, menteşenin dışına değil!!) gıcırtı gidecektir.

10. Kendinizi gergin, bitkin mi hissediyorsunuz (özellikle ders çalışan öğrenciler, yeni bebek sahibi olmuş anneler ve diğer herkes) ? Bir tas kaynar suyun içine bir bütün hıyarı ince dilimler halinde keserek koyun.
Tası da bulunduğunuz odada uygun bir yere koyun. Hıyardaki kimyasallar ve
diğer besinler kaynar suyun içine girince tepki gösterirler ve suyun buharı ile birlikte bulunduğunuz odaya yayılarak nefis bir aroma yayarlar. Bu aroma sizlerin tüm gerginliğini alarak sakin kişiliğinize dönmenizi sağlayacaktır. Özellikle öğrenciler bunu denemelidir.

11. Yemek yediniz (örneğin kebap) ve ağzınızdan kötü koku yayıyorsunuz. Bir
hıyar dilimini alıp dilinizle damağınıza yerleştirin ve en az 30 saniye öyle tutun. Ağzınızda kötü kokulara neden olan bakterilerin fotokimyasallar sayesinde ölmesi nedeniyle bu sorundan kurtulmuş olacaksınız. (Soğan-sarımsak kokusu konusunda bir bilgi yok. Bunu da siz deneyin ve sonucu görün.)

12. Evyelerinizi, lavabolarınızı çevreye zarar vermeyecek bir şekilde temizlemek ister misiniz? Bir dilim hıyarı alıp temizlemek istediğiniz yeri ovun. Sadece yılların birikimi lekeleri kirleri temizlemekle kalmaz, ayrıca güzel bir parlaklık verir temizlediğiniz yere. Bunun yanında elleriniz de o temizlik malzemelerinin verdiği zararlardan kurtulmuş olur.

13. Kalemle yazarken bir hata yaptınız ve hatayı silmek istiyorsunuz. Hıyar
kabuğunu alıp yavaş ve nazikçe silmek istediğiniz yazıya sürtün. Boya kalemlerinde ve keçe kalem yazılarında da oldukça yararlı. (Bilirsiniz bazen çocuklarımız duvarlara yazılar yazar, resimler yaparlar. Onlarda da deneyebilirsiniz.)

-Sizin için çaldım-

"Anne" Ve "Kaynana" Gözüyle :)

Yaşını başını almış iki eski arkadaş hanımefendi yolda karşılaşmışlar.Hal hatır sormuşlar.Sıra çocuklarına gelmiş.“Senin oğlan nasıl,evlendi mi?” diye sormuş biri,“Evlendi” demiş öteki,“evlendi ama ah,sorma,öyle bir gelin çıktı ki,felâket!..

"Sabahtan akşama çalışıyor,evde doğru dürüst yemek pişmiyor,yorgun olduğu zaman oğluma yemek pişirttiriyor.Bazen sabah kahvaltısını bile oğlum hazırlıyor.Ne dikiş var, ne ütü. Bir kadın bulmuş, bütün işi ona yaptırtıyor. Evde prensesler gibi oturuyor, oğlum için özel hiçbir şey yapmıyor, çok üzgünüm, çok…”

“Vah vah” demiş arkadaşı, “peki kızın nasıl, o da evlendi mi?”… “O da evlendi” demiş arkadaşı,

“ama o çok mutlu, öyle iyi bir damadım var ki, kızımın elini sıcak sudan soğuk suya sokturmuyor. Kızım çalıştığı için çok yoruluyor, çoğu akşam, yemekleri beraber pişiriyorlar, hatta bazen damadım hazırlıyor. İnanır mısın öyle iyi bir çocuk ki tatil günlerinde kahvaltısını kızımın yatağına götürüyor.Bir kadın bulmuşlar, evin bütün işlerini o yapıyor, kızım evde hiç yorulmuyor, prensesler gibi oturuyor, kocası da ondan iş beklemiyor, çok memnunum, çok…”

-Alıntı-

:)))

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Penceremden/Ben



Sabah 08:30 da başlayan iş maceram 18:00 olana kadar bu pencereden dışarı bakmakla geçiyor.
Dün gece başlayan yağmur bu sabahta devam ediyor.Biraz önce sağnak şeklinde başladı yağmaya
Asahcımla konuşuyorduk tamda dedim süper hızlı yağmur yağıyor o da burası güzel dedi bende ona göstereyim diye dur çekip geleyim dedim :) ve çektim sonra herkes görsün bari dedim :) Asahcımcım
biraz çatladı göründe beton yığınları içimndeyim diye yapıyorsun di mi bunu bana dedi :) yooo niyetim
sadece yağmuru izlettirmekti :)

Koskoca gün bu pencereden dışarı bakıp düşünmekle geçiyor..Ne kötü değil mi? hayat çok garip ekmek paramız için saatlerce uğraşıp didinip duduyoruz.Ben şanslıyım böyle güzellikler mevcut ya sadece cidden dört duvar arasında olanlar ne yapsın.Ben şanslıyım derken tozun bende astım başlangıcına neden olduğu geldi aklıma..Neydi efenim her güzelin bir kusuru vardır mıydı? evet öyle :)



Hazır penceremden demişken biraz kendimden mi bahsetsem ne? bu soru işareti kendime :)
Neval'im ablam istemişti bunu ve o gece düşünmeye başladım ne kadar zormuş insanın kendinden bahsetmesi.. o kadar çok etkilenmişim ki..çok fena bir rüya(hayır olsun) gördüm;

"Bir ufaklık cüce gibiydi sürekli bana saldırıyordu yaratık gibi birşey elinde bıçak her yerimi çizdi :) canım çok yandı..sonunda babamla elindekini alıp polise teslim etmek için yola çıktık yarı yolda ben geri döndüm babam devam etti..geri geldiğinde babam dedim ki teslim ettin mi o da bana ne teslim etmesi bitti işi demez mi tam o sırada babamın arkasında iş arkadaşımı gördüm elinde kanlı bir odun vardı..resmen çöktüm  o anda eşiğe oturdum ve ağlamaya başladım öldürmüşlerdi onu ve benim yüzümden diye sayıklamaya başladım hıçkırıklara boğularak..bana o kadar acıyı çektiren o değilmiş gibi.."

İşte ben buyum kıyımsız Ülkü..bana yapılan herşeye rağmen kıyamam..kıyamayarak gördüğüm zararlarıda düşünerek yaşadım hep ama yine yeniden ne yaşatırsa yaşatsın insanlar bana..her defasında affedip kıyamadım onlar gibi olamadım..kısaca bu işte Ülkü sanırım bu da kendimi anlatmaya yeterli..gerisini siz düşünün :) Affederim kaç defa ne yaşarsam yaşayayım farketmez.. defalarca aynı şeyi yaşayıp aynı kişileri affederim..hep demişimdir ki rabbim bile küçük bir duayla çok büyük günahları affetmiş..banamı düşer affetmemek? öyle değil mi?

Sevgiler hepinize ;)

3 Mayıs 2011 Salı

Diren Bebek/Gelişme


Evettt çok mutluyum içim rahatladı.Elim telefona gidemiyordu kaç gündür.
Ya kötü bir haber alırsam diye..günlerdir "Diren" diye nefes alır olmuştum.
Hiç aklımdan çıkmadı yavrum.
Biraz önce babasıyla konuştum;
"Beyin ameliyatına gerek kalmamış cuma günü göz kontrolüne gidip taburcu olacakmış"
Dualarımız kabul oldu.

RABBİM MELEKLERİMİZİ KORUSUN.

EVLAT ACISI GÖSTERMESİN HİÇ BİRİMİZE.

AMİN.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Mikrodalga fırında 3 dakikada sufle :)

Aman Allah'ım neler oluyor bana kendinize benzettiniz iyice benide :)

Sağolun arkadaşlar marifetlerinizi sergileyin böyle ki(sakın haaa ) benimde aklıma takılsın
gidip evde uğraşıp durayım(acımıyormusunuz bana) :)

Ama amaaa bana böyle toplamda 5 dakikamı almayacak tariflerle gelin lütfen :)

Sevgili Zeynep'cim tarifin sahibi, canımcım o kitabı istiyorum artık iletişimemi geçersin yoksa fotokobimi
çekersin yoksam her gün bir tarif mi denersin orası sana kalmış :)

 
Malzemeler
 
4 Çorba kaşığı un
4 Çorba kaşığı toz şeker
2 çorba kaşığı kakao
1 Yumurta
3 Çorba kaşığı süt
3 Çorba kaşığı sıvı yağ
 
Hazırlanışı
 
Un, şeker ve kakaoyu bir kasede karıştırıp,yumurta süt ve yağı ekliyoruz büyük bir fincan yada kaseye koyduğumuz harcı 750 watt'ta 3 dakika pişiriyoruz..
Üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz, içine fındık ceviz yada meyve parçaları ekleyebilirsiniz..
 
-Pudra şekerim yokmuş evde hindistan cevizim olacaktı ama yoktu bende
3 küp şekerin tepesine kupayla 2-3 vurdum :)
-Fırınımda watt belirtmiyor en yüsek ısıyı kullandım :)
 
Afiyet bal şeker olsun hepinize deneyin valla süper :)
 
 
Fotograf makinesi özürlüyüm iyi mi hep unutuyorum telefonla çekiyorum
görüntü kötü oluyor özür :)
 
İyi haftalar hepinize :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...