Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2014 Salı

Buse'miz Anjiyo Oldu (Kalpte Delik Kapama)

Uzun bir aradan sonra merhaba,
Bu gelişmeyi yazmalıydım çünkü; ben araştırma yaparken nedir nasıl yapılır gibi bilgilere
ulaşamamıştım ve bir çok mail aldım bu konuyla ilgili..

Buse'nin kalbinde delik vardı ve senelerdir takip ediliyordu Göztepe SGK hastanesi tarafından
artık kapanabilir raporu verildi SİYAMİ ERSEK hastanesine sevk edildik Aralık ayında ilk
kontrolümüze gittik ve Dr Nurdan hanımda aynı şeyi düşünüp rapor yazdı anjiyo sırasını
beklemeye başladık..ve 12 Haziranda gelen telefon 13 Haziranda kan vermek için gelin
15 Haziranda yatış yapacaksınız ve 16 Haziranda anjiyo olacak yavrunuz dedi..ah işte o an
hayat durdu heyecanım(yıl sonu gösterisi vardı) endişeye karıştı..uzatmayacağım kan verdik
film çekildi..o gün gösterisinde heyecandan tir tir titredim :) dibimden ayrılmayan bebeğim
acaba kalabalık karşısında ne yapacak derken gayet ciddi bir şekilde gösterisini yaptı :))

Ve 15 Haziran...ne diyeceğimi miniğimi hastanede nasıl oyalayacağımı düşünürken birden
fikrim geliverdi :) dedim ki; Buse'cim öğretmenin ödev verdi meslekleri incelememiz gerek
okula döndüğünde anlatacaksın gözlemleyip.. mesleklerde DOKTOR en başta tabi :)
muhasebeci(annesi) kaptan(dedesi) e bunlar kolay di mi :) en başa aldığımız DOKTORla
başladık bavulda hazırladık tatil gibi hastanede kalacaktık gözlemlemek için sevdi bu durumu :)
Hastaneye girdik çocuk anjiyo katı SİYAMİ ERSEK te 8.kat ama doluymuş 6.kata yatışımızı
yaptık ve biz 5 gibi kuşumla yalnız kaldık ahada işte ne yapacağını bilemeyen anne girdi devreye
yanında getirdiği boyama kitapları masallar kağıt makas devreye girdi boyama yaptık güzel
bir manzara karşısında tv de açtık babasını sordu aşağıda arabada kuralları var hastanenin
babaları almıyorlar dedim üstüne ne örtecek babam telaşına düştü :) merhametli kuzum endişe
etmeme gerek yokmuş çok çok anlayışlıydı ama şükrediyorum çocuk katında değildik ve yanımıza
çok şeker bir anne ve abi geldi :) gece yemeyi kestik tv izlerken uyudu kuzum..ama anne uyurmu..
herkes bilir sıkıntı mideme vurur midem ağızımda sabaha kadar sağa sola döndüm durdum aşırı
uykum var ama gözümü kapadığım anda neler geçiyor neler gözümün önünden..ara ara gelip
ateş tansiyon ölçümü yapıldı genel bilgi verildi..sabah dr lar gelecekti gelen giden yok..bizimkiler
geldiler sabahtan..saat 12:50 gibi haydi gidiyoruz dediler..kalbim duracak sandım...

2 kata indik..bizimki aşırı susamıştı su verecekler dedim .. anestezi uzmanı gelip sorular sordu
narkoz alacağı için imza aldı malum çocuk bayıltılması gerekiyor başka türlüsü mümkün değil..
önce burundan şırınga ile sakinleştirici verdiler sersemletilmesi gerekti bu yaşananları hatırlamasın
diye su veriliyor dedik baya acıydı galiba sevmedi ve sersemledi anjiyo odasına girdim onunla
yatağa yatırdım ameliyathane değil orası soğukta değildi altındaki yatak sıcacıktı ısıtmalı yani..
soydum damar yolu açıldı bir tek orada ağladı dr lar duyacağı tek acı buydu dediler ve şu an
onuda hatırlamıyor şükür :) ve narkoz verdiler 1-2-3...ve evladım uyudu...anne çıktı dr lara
önce Allah'a sonra size emanet yavrum dedi gözünde yaşlarla beklemeye başladı..13:08 di
kasıktan girilerek kapama işlemine başladılar...
saat..13:56 da ilk haberi aldık iyi geçmiş ayılması bekleniyormuş..ve benide aldılar ayılma odasına
sürekli dürttüm konuştum gözü açıp kapıyor..dr larda gelip gidiyor ayılmada gayet iyiydi çok
şükür her denileni yaptı el sıkma dil çıkartma başını kaldırma bira daha bekleyip odaya çıktık
ve dört bir koldan ayık tutma çalışmaları başladı baba anne babaanne anneanne dedeler gelen
giden :) 1 saat su vermedik 4 saatte yemek..yemek için dakikaları bile saydı bebem :)) bu arada
ayılırken öğürdüğü için yüzüne çiller atmış böyle bir durum yaşayan olursa ve bilgi verilmezse size
korkmayın geçici bir durum çok şükür..ayılma esnasında eli sürekli kasıktaki tampondaydı bende
eğildim kulağına neler olduğunu anlattım bantlıydı sertti bant nedenleri çıkacağını v.s. herşeyi
anlattım gayet iyi olduğunu daha iyi olması için bunun yapıldığını dinledi hiç konuşmadı taki
odaya bir çiçek gelene kadar :) ondan sonra içti yedi  bir de çok fena uykusu geldi hatta
 uyutmadığımız için ağladı 12 ye kadar uyumasın dediler sorduk sonra zorlamayın dediler
22:30 da uyudu sabaha kadar sağa sola döndü iyiydi çok şükür..6 saat sonrada oturttuk
20 dakika baş dönmesi mide bulantısı varmı diye baktık oda olmadı çok şükür..o gece kaldık..
sabah uyandık ayaklandıkta kahvaltıda ettik kontrolede çağırdılar ondada herşey iyiydi ve
taburcu oldukkk :)

1 ay sonra kontrolümüz var ve 1 ay kollayacağız darbeye hoplama zıplamaya karşı :)
6 ay boyuncada bebe asprini kullanacak yarım(kilosu az olduğu için)..

Arayıp soran hep yanımızda olan dualarını eksik etmeyen herkese teşekkür ederiz..
Şu anda da su çiçeği olduk her şeyi aradan çıkartıyor hanımefendi :)
Rabbim tüm hastalarımıza şifa versin.AMİN.
Cam önünde de boyama güzelmiş :))

Boya boya oyalan .))
Oldu da bitti maşallah :)

10 Aralık 2013 Salı

2013 güle güle..



Git bir an önce..güle güle..
Şimdi bir sürü olumsuzluk yazacaktım da düşününce haksızlık etmiş olacağım..
Her şeyin hayırlısı dedim ve bırakayım seni tutmayayım da 2013 benim için yarı yarıyasın..
Mayıs a kadarsın gibi sanki..o yüzdendir ki içimden hiç bir şey yazmak gelmedi buralara..
Aslında blog benim için çok önemliydi ama nedense açınca içimi acıtıyor..

"Aldırmıyorum artık hatalarıma, yanlışlarıma...
hatalarım olsa da olmasa da kusur bulanlar her zaman olacak nasıl olsa!

Sözlerimi de tartmıyorum artık konuşurken insanlarla...
anladım ki o kadar da özen göstermeye gerek yok sözlerimden çıkacak

anlamlara, herkes duymak istediği gibi anlıyor sonuçta!..." 

demiş Cihad Kök..

"Söylemek istediklerimin, istediğim gibi anlaşıldığını hiç sanmıyorum. 
"Ne demek istediklerime" kendilerince anlamlar yüklemelerini de hiç anlamıyorum. 
Anlaşılmayışım yada yanlış anlaşılmam da nedendir bilemiyorum. 
Oysa bir şeyler anlatmaya çalışırken en fazla, beyaza "ak", hayale "düş" diyebilirim.
Gülüyorum...
Ama galiba asıl mesele insanların duymak istediklerini söylemeyişim. 
Aldırmıyorum..."


demiş yine Cihad Kök.. 

"Vefalı insan; bir çok zararınızı da görse, bir iyiliğinizi unutmaz.
Nankör insan; bir tek zararınızı görse, bütün iyiliklerinizi unutur.!" 


bunu kim demiş bilmem..öyle işte..

Aldırmayın şu yukarıdakiler bende bağlar sağlamdır hiç bir şey yok sımsıkı her şey taze :) 
Onlar sadece beni düşündürdü ben alışıkımdır anlaşılmamaya ay aman ne diyorum arıza 
bende büyük anlatamama gibi bir sorunum var ama gerçi anlayan anlamayandan çok o
nasıl oluyorsa :) off haydi 2013 git yavrum tazesi gelsin tüm güzellikleriyle :)


HEPİNİZE BOMBA ETKİSİ YARATACAK YENİ BİR YIL DİLİYORUM, HER ŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN.
Sevgiler ;)

-Maillerle Buse'mi soranlar var sağolsunlar artık Siyami Ersek Hastanesinde anjiyo sırası bekliyoruz
son kontrolümüz geçen haftaydı arayıp gün verecekler kapatma işlemi için ilginize teşekkür ederim :)

-15:11 İstanbul'a İlk sulu kar düşüyor şu an not düşeyim :)
Gidip kar yağışı izleyeyim öpüldünüz topunuz halen okuyan varsa :))) 

Hahaa okudunuz mu geldiniz mi buraya kadar bakim saçmalamama ne diyeceksiniz diye kontrole geldimdi
sadece :))) ne ümitle geldik koca şehiree :)) heh bir de hayatı tesbih yapmışım hoppaa :)) 
Hayatımın her anını seviyorum sizleri de :))





6 Mart 2013 Çarşamba

Kalbimi versem??

Dün sabah kontrolümüze gittik..
Değişen bir durum yok 8 mm idi ama bu sefer 10 dendi büyüme var gibi delikte..
Bense makine farkı diyorum yine çünkü özel dr 9 devlet hastanesi 8 demişti öncede..
Bu sefer kontrolümüzü 6 ay sonraya verdi 1 senedeydi normalde..
Biraz daha damarlar gelişsin bir kez daha kontrol edelim kapatma yoluna gidelim dediler..
Amaaa yok bu kadar erken olmaz düşünmüyorum..
Bir de gelişme yavaş olduğu için;
Endokrinoloji bölümü görsün dediler bakalım sonuç ne olacak..
Ki ben yapı meselesi diyorum bende yiyen biri değildim ve 47 kiloda uçuyordum senelerdir..
Her şeyin hayırlısı..
İmkan olsa mümkün olsa hani benim kalbim işe yarasada versem. 

-Dün gece yattı yanıma koydu yanağını yanağıma böyle hayatımın sonuna kadar kalabilirim dedi.
Sen nasıl bir sevgi böceği oldun ya annecim çok seviyorum seni.


28 Şubat 2013 Perşembe

Kemik yok ya..

Merhaba , dayak yemeden ses vereyim dedim :))

Dün gece yatakta Buse hanımla koklaşıyoruz yine :)
Yanağıma yanağını değdiriyor, elliyor, öpüyor,
Dedi ki ;
-Ne kadar yumuşaksın anne :)))
Ve ekledi ;
-Kemik yok ya..
Benim ağzım açık salak bir yüz ifadesiyle kalakaldım öylecene..
Dedim ki;
-Kemik olmadığını için mi yanağım yumuşak Buse?
Dedi ki;
-Eee tabiki..

Hayda nasıl yani nerden biliyo nasıl düşünüyo şoklardayım :))

Ay her gece yatak sahnemiz görülmeye değer valla tam bir sevgi böcüğüne dönüştürdüm hanımı :))
ÇOK MUTLUYUM :)))))

-5 Martta kalp kontrolümüz var ben yine yusuf yusufum..dua edin lütfen delik küçülmüş olsun
hatta yok olmuş olsun nolurrrrrrrrrrrrrrr.


28 Kasım 2012 Çarşamba

50 - 60 - 70 - 80' li yıllarda mı büyüdün?



Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın? :)

1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.

2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.

3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.

4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev te
mizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu...

5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.

6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliyordu...

7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.

8,- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz ...

9.- Okul öğlen bitiyordu... Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu.Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.

11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı - çünkü hep dışarda oynardık , aktif olarak ...

12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk... aynı bardaktan içebiliyorduk, ve kimse bu yüzden ölmüyordu.

13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , Dolby surround, Cep telefonumuz, Bilgisayarımız, Internet de Chat odalarımız YOKTU.

onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!!

14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmıyarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!!

15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! nasıl mümkün oluyordu bu?
Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.

16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikologa ya da Pedagoga gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.

17.- Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz , başarılarımız , görevlerimiz vardı

...ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.

Soru: Nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık???

24 Kasım 2012 Cumartesi

Gününüz kutlu olsun


Tüm öğretmen arkadaşlarımın gününü kutlarım.

Hayatını kaybetmiş,şehit olmuş öğretmenlerimize Allah'tan rahmet dilerim.


1 Ekim 2012 Pazartesi

Ve 3 3 3 333333333 güle güle :)








Şerife teyzemizin hediyesi , teşekkürler :)


Ve zaman yine akıp geçti... 01/10/2009-01/10/2012

Sağlık sağlık sağlık istiyorum bebeğim senin için gerisini hallederiz :)

NİCE YILLARA SARI ŞEKERİM :)

İYİ Kİ DOĞURMUŞUM :)

Not: Buralardayım gözüm üzerinizde iş güç çok iyiyim merak etmeyin :)

11 Mayıs 2012 Cuma

Tevafuken merhaba diyen kaderdaşımdan gelen mail

Merhaba önce durum bildireyim iş başı yaptım malum her taraf dağılmış toparlamakla uğraşıyorum.
Kendimi çalışmaya başlayalı çok daha iyi hissediyorum her şey şükür iyi..
Yarın kontrolüm var bakalım ne durumdayım..

Başlıkta gördüğünüz gibi dün bir mail aldım onu aynen yayınlıyorum kendisinden izin aldım şoklardayım :)
Buyurunuz o mail bakalım sizler ne diyeceksiniz :)

"Merhabalar ben xxxxxxx.Başlığımda da yazdığım gibi tevafuken merhaba diyorum çünkü gerçekten bu kadar benzerimiz olduğunu okuduktan sonra, sizinle tanışmak için  "merhaba" demek istedim.İşimden arta kalan zamanlarda öğle tatilleri ve kahve molalarında blog okumayı çok severim."Bir tutam kekik" adlı blogu okurken birden ülkü ismini gördüm ve hemen tıklayıverdım ve sızın en son yazınızı okudum.Öncelikle Allah acil şifalar versin.Bende geçen sene subat ayında şu anda 4 yaşında olan ikizlerimden erkek olanla o yolda rampa var belki çocuğun ayağı kayar düşer diye hiç geçmezken ne yazık ki unuttum diyelim, ordan yürüdük ve  5 cm lik rampadan ayağı kayıp düşecekken başı kaldırıma çarpmasın diye elimle başını tutmaya çalıştım fakat kendi ayağımın kaymasına mani olamadım düştüm ve ayağım bileğin 5 cm daha üstünden 180 derece ters döndü (Dr. um bileğin o şekilde kırılmasının hemen hemen hiç rastlanmadığını hatta baltayla vursan bile zorlanacağımızı belirtti) ve Allah a sonsuz kere Hamd-ü Senalar olsun çocuğuma bişi olmadı ama bu bana  2 ameliyat ve kocaman bir platin olarak geri döndü.Bende eşime geçen sene bana şimdiye kadar aldığın en pahalı hediyeler bu platinlerdi eğer cıkarırlarsa ömür boyu saklıycam demiştim:).Ha bu arada bende oturduğum yerde üzüntüden olsa gerek 6 kg verdim soranlara da benim gibi kırın bacağınızı oturun bak nasıl kilo verıyorsunuz dıye işi şakaya vurmuştum..Birde benim çocuğum hala olayı unutamadı psikoloğa gidiyoruz...Sizin çocuğunuz etkilendi mi bilmiyorum ama çocuklar böyle şeyleri unutamıyor ne yazık ki psikolog bize çocugun yanında bu olaydan  bahsetmememizi ve gelenlere de tembihlememizi söylemişti.Düşünmüşsünüzdür ama ben yinede naçizane hatırlatmak bakımından aklınızda bulunsun istedim.Benim iyileşme sürecim hala sürüyor hala  topallıyorum ve hala ayağımda ağrılar var ama koltuk değneklerim yok şükür..Çalıştığım ve ikizlerime sadece ben baktığım için doktorumun söylediği fizik tedavilere de gidemedim.Ama olsun Elhamdülillah çocuğuma bişi olmadı.Allah herkesin çocuğuna sağlık sıhhat versin biz anneleride onların başından eksik etmesin inş. Allah sizede acil şifalar nasib etsin yavrunuzu size bağışlasın. 
SEVGİLERLE...
xxxxxxxxxxxx "


ALLAH ŞİFA VERSİN TÜM HASTALARIMIZA.HAYIRLI CUMALAR.

10 Şubat 2012 Cuma

Seninleyiz GAMZE

Merhaba arkadaşlar,
Şükür ile başlıyorum yine halimize, neler gördük neler görüyoruz neler göreceğiz bilmiyorum..
Belki bizlerde bu duruma gelebiliriz..
Bu durum dediğim ; günlerdir bir çoğumuzUn bildiği sevgili GAMZE'nin durumu..

Onun için bol dua istiyoruz..

Bu facede kurulan grup 2 günde 3341 üyesi olan ; Seninleyiz GAMZE

Bu twitte dua için ; https://twitter.com/#!/search?q=%23GamzeyeDua

Bu kendi blogu SENİNLE YAŞAYALIM 

Bu onun için açılan blog Gamze İçin

GAMZE SENİNLE YAŞAYALIM, KENDİNİ TOPARLA LÜTFEN, BU KADAR KİŞİNİN
DUALARINDASIN BİZ İNANDIK SENDE İNAN CANIM.ATAKAN SENİ BEKLİYOR.

BİLGİLERİ;
Gamze’nin Kemoterapi sürecinde... Trombosit ihtiyacı olacakmış. Bunun için A RH+ kan grubundakilerin aşağıda belirtilen yere, Gamze Akbaş’a verilmek üzere kan bağışında bulunması gerekmektedir.

GAMZE AKBAŞ. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi. Oda numarası 4865 Hematoloji Servisi, Onkoloji 1. katta.


Yine böyle gülmen için dualarımızdasın

20 Ocak 2012 Cuma

Akika/Göbek

Arkadaşlar bugün facede sordum meraklıyımdır biraz :)
Sizede soruyorum :)

1- Çocukların göbeklerini ne yaptınız?

2- Akika kurbanlarınızı kestiniz mi?
Akika kurbanı;
Akika, çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek için hayvan kesmektir.
Erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir akika hayvanı kesilir.
İyi hafta sonları :)

23 Kasım 2011 Çarşamba

Son durak kara toprak





Merhaba arkadaşlar,
Şu görmüş olduğunuz tabloya baktım baktım budur dedim..valla bu işte..
Ne için didinip yıpranıp üzülüp duruyorsak artık, elimizde kalacak bize ait olacak
tek şey bir avuç toprak işte..yok be bir avuç yetmez di mi saçma oldu bu :))

Neyse olaylar dün gelişti anlatayım hemen..
Şu linklere bir bakın lütfen ;
asosh yavrusunu kaybetmiş bir anne dua istiyor..sabır versin rabbim ona söylenecek bir şey yok :(
Sitare sevgimiz yani ondada 2 kötü haber var ve kendi içsel durumları..


Okudum okudum ağladım..dün tüm gün boyunca ağlaktım..ne o evet bende ağlayabiliyorum tabi
siz alıştınız benim kikirik hallerime di mi alın size bir gülücük daha :))

İçim öyle bir yandı ki anlatamam sızım sızım sızladı..sabah başlamıştı daha sıkıntılar benim için..

Bir arkadaş geldi dertlerini anlattı içini dökmek istedi dinledim ama yapabilecek hiç bir şeyim yoktu :(

Başka bir arkadaş geldi sonra dedim içimden bir şey var dediğim gibide çıktı o anlattı dinledim ama
sadece dinleyebildim çünkü kendisi dinlemiyor dinlese dediklerimi yapsa onun için yapılacak şeyler
mevcut..dik kafa hanımefendi ne yapalım :( Bazen birşeyler ters gidiyorsa kendini değiştirmek lazım
hanımefendi şimdi ki tutumundan farklı davranıp at tokatları bak nasıl düzeliyor herşey..

Ağladım ağladım ağladım..bütün gün dolmuşum anlatamam size canımın nasıl sıkıldığını..
Akşam oldu kızıma baktım ağladım..eşime baktım ağladım..onlar görmedi ama sırıtıp duruyordum yine :)
Annelerim babalarım geldi aklıma ağladım..sevdiklerimi kaybedeceği bir gün bu bir gerçek...

Tek gerçek ne biliyormusunuz..ağlasanda gülsende öleceksin..parası olanda ölüyor olmayanda..
Mutlu olanda ölüyor..olmayanda..bunun gibi bir sürü örnek sıralayabilirim ama sonuç ne olacak hep
aynı şey ÖLÜM..evet öleceğiz kimse kalmamış bu düyada di mi ama..o zaman ne yapıyoruz ;

Aldığımız her nefes için şükredip, keyfini çıkartmaya bakıyoruz..eğleşin arkadaşlar nereye gideceğimiz
belli ahada toprak altı söylüyorum dünya işine dalıp unutanlar için..boşuna kendinizi yıpratmayın..amaaa
ne zaman gideceğimiz belli değil..o yüzden sevdiklerimize bol bol sarılıp üzmüyoruz..kırmıyoruz..öpüşün
hadi bakim :)) bende sizleri öperim :))

Sağa döndüm olmadı soğa döndüm olmadı yatınca..dönüp durma be dedim başımı döndürdün deli
yum gözlerini gitcen işte başka çaresi yok düşünme fazla Candan abla ne demiş ;
DÜNYADA ÖLÜMDEN BAŞKASI YALAN..

Verende Allah alanda..bu can emanet bizde.

Ammada uzattım di mi böyleyim işte ben anlatmak istediğimi uzatırda uzatırım oysa ki şu tostu bir an
önce yayınlayayım ki sizde doyun acıktınız kesin aç kurtlar sizi :)) ben gidemde bir kaç kişiyi güldürem
malum beni bilen bilir büyük zevk alıyorum insanları mutlu edince :) aa durun yahu tostunuzu vermeden
sevgilerimi saygılarımıda şuracığa bırakayım 2 dakika daha aç kalıverin birşey olmaz :) daha bitmedi
sanki ammada duygusuzsun demek serbest şekerim takmıyorum işte "an"ın tadını çıkartıcam var mı
itirazı olan :) varsa tostumu yemeyin :) gittim gittim bir sürü işim var zati hadi size afiyet olsun :)

22 Kasım 2011 Salı

Mutfak genetiğimizi kaybettik biz


 -Maille gelmişti ne kadarda doğru...ya sizce ?


Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.

Ne verirlerse.. .

Onu yiyeceksiniz.

*
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz. ..
Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran...
İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.


*
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için...
İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan!
Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu.

Tahin-pekmezi “köylü işi, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.

*
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak?
İstanbul'un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir'de, Antalya'da, Adana'da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye...
İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız...
Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?


*
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... 
Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun...
Ne işe yaradı senin pazara gitmen?


*
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!

*
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun.. .
Brüksel lahanası yiyerek mi AB'ye gireceğini sanıyorsun?


*
Çin'den
bal getiriyorlar mesela...
Taaa Arjantin'den, Meksika'dan bal getiriyorlar.
Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin!
Ben iddia ediyorum...
Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa,
Şemdinli'de, Pervari'de terör bile azalır, terör bile.

*
Uzatmayayım.

Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
*
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA'sını değiştirdi!

*
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.

*
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.
--

3 Kasım 2011 Perşembe

BİR "ÇIĞLIK"TA SİZ ATIN!



Facebook'ta düzenlenen bir etkinlik hadi bayanlar katılıp bir çığlıkta siz atın lütfen..


ÇIĞLIK ATMAK İÇİN TIKLAYINIZ


"Çığlık protestosuna var mısın? Türkiye'de ezilen, dayak yiyen, öldürülen, tecavüz edilen, çocuk yaşta evlendirilen, hakarete, işkenceye uğrayan, okula yollanmayan, kimliği bile çıkarılmayan, insandan sayılmayan kadınlar için gırtlaklarımız boşalıp ciğerlerimiz sökülene kadar, avaz avaz, haykıra haykıra, ağlaya ağlaya çığlık atacağız! Ve sesimiz duyulana kadar da susmayacağız! Tüm kadınlar için bas çığlığı!

Çığlığını kaydet, i...ster görüntülü, ister görüntüsüz, çığlığını kaydedemedin, o zaman fotoğrafını çek, bu grubun duvarına koy, yeterli sayıya ulaştığımız zaman hepsi bir video haline getirilecek ve yayılacak. Bu grup tüm kızkardeşlerimize açık. Davet et, sesimizi, çığlığımızı duyur! Utanmıyoruz, utanmayacağız, susmuyoruz, susmayacağız! Eğer laftan anlamıyorlarsa, çığlık çığlığa anlatacağız!


VERDİĞİMİZ RAHATSIZLIKTAN DOLAYI ÖZÜR DİLEMİYORUZ."

Kendi fotoğrafını ya da videosunu koymaktan çekinen sevgili kızkardeşlerim! O zaman internetten bir fotoğraf bulun, bir filmden bir bölüm koyun! Sırtınızı kameraya dönüp de kaydedin çığlığınızı! Hanımlığımızdan, efendiliğimizden, utangaçlığımızdan yararlanıp kızkardeşlerimizi ellerimizden çekip alanlar durduramaz bizi! Vermeyeceğiz artık! Bir tanesini bile vermeyeceğiz ellerine!

Erkek kardeşlerimizi de davet ediyoruz, fotoğraf koyabilirsiniz ama video sadece biz kadınlar için! Çünkü ancak bir kadının ciğerinden, kalbinden sökülen çığlık kulakları yırtar, kanları dondurur, sinirleri gerer, kabuslara girer! Ve de unutmayın ki sevgililerimiz, kocalarımız, babalarımız, oğullarımızsınız ama kendinizi henüz bizlere ispatlamış değilsiniz! Içinizdeki erkek budur diyen şeytanları defedin! Bizlere destek olun!

20 Ekim 2011 Perşembe

Vatan sağolmasın!

Sevgili arkadaşımın Ben Kızımın Delisiyim yazısını okuyunca beynim döndü resmen..

Onun sözleriyle başlıyorum ; 
"Vatan sağolmasın artık bunca kana sağolan bir vatandan da söz edilemez zaten. Dedim ya benim gönlümde bu kendi evladını kendi yok eden vatana verilecek asker(!) yok."

Evet dünden beri bende diyorum göndermeyin çocuklarınızı..çözüm bulunana kadar..

Ve bir etkinlik var arkadaşlar katılmak isterseniz;


HEPİMİZ ŞEHİT ANASIYIZ!! BİZİ TEMSİL EDEMEYEN VEKİLLERİ AZLEDİYORUZ!

 Buradan inceleyebilirsin

 

Sevgili arkadaşım Aylin'ide ziyaret edebilirsiniz etkinliğin içeriği hakkında.

Ve sevgili  Gönül'de bahsetmiş etkinlikten..


Gönül'ün face duvarından bir alıntı ;

"Haince bir pusudan sonra şehidin babasının ağzından dökülen kelimeler...Herşeyi nasılda apaçık anlatıyor..O benim Oğlumdu!! Onun Şehitliğiyle övünmeyelim!Benim oğlum Anafartalar'da, Çanakkale'de savaşmadı. Oğlumu ne idüğü belirsiz savaş denilen bir olayın içine soktular!
Benim oğlum şehit olmadı. Göğsünü gere gere vatanını savunurken değil, Dünyanın en büyük ordusu denilen Türk Ordusu Korumasındayken (!)uykusunda öldü!!!
Ve maalesef ! avazım çıktığınca gurur duyarak Vatan Sağolsun DİYEMEYECEĞİM.."
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ve ben bugün çok asabiyim şimdiden özür dilerim tersliklerim için, böyle bir durum 
varken gülüp eğlenenleri DUYARSIZLARI gördükçe çenemi tutamıyorumda...

 

11 Ağustos 2011 Perşembe

Krizsavar



http://www.nurturia.com.tr/bugulog/a3ebb29e-9e99-4f73-b215-9dc3010f9f10/krizsavar

Kaynak yukarıdaki gibidir, dikkatimi çekti paylaşayım dedim;

Krizsavar


Çocuklar Krizde grubundaki "Taktik Belirlemek" başlığından derleme:
1- BEKLE: Uğraştığı şeyden koparılan çocuk kıyameti koparmasın diye -"Oyuncak/park/banyo sen burada bekle, biz yeniden geleceğiz, tamam mı? Bay-bay oyuncak/park/banyoooo!!!!" Bu yöntemin pek çok çocukta işe yaradığı anneler tarafından onaylandı. Hatta geçenlerde, oyuncakçıda forkliftle oynayan Çınar'ı bu yöntemle foklift başından kaldırıp, ağlayıp sızlanmadan dükkandan çıkarmamız mümkün oldu! (Teşekkürler Anneyazar)

2- 5-3-1: Bir uğraşı bitirirken - "5 dakika sonra bitiriyoruz canım", " 2 dakika sonra bitiriyoruz canım", "1 dakika sonra bitiriyoruz canım" diye uyarıp, 1 dakika dolduğunda uğraşı gerçekten bitirmek. İlk başlarda "n'oluyoruz ya" deseler de sonradan alışıyorlar-mış! Biz dakika değil de, banyodan çıkarken, ya da bazı uğraşları bitirirken "10'a kadar sayıyoruz"... temelde aynı şey!

3- Yelkovan: Saati gösterip "uzun kol (yelkovan) şuraya gelince bitiriyoruz" demek ve bitirmek.

4- "1 dakika/kez/tane": 1 yaşına girdiğinde Çınar'a parmağıyla 1 yapmayı öğretmiştik, "yaşın kaç?" diye sorduğumuzda parmağıyla bir yapıyordu! Sonra bir gün benden bir şey istediğinde "1 dakika tatlım" dedim ve o yine parmağıyla bir yaptı. Böylece kendi kendine "1" kavramıyla tanışmış oldu. Şimdi son bir kez bir şeyler yapabilmeyi dilediğinde, ya da bizi ikna için "1" yapıyor, biz de izin veriyoruz. Ama 1 kez bittikten sonra olayı da bitiriyoruz.

5- Konuşarak anlaşma: Göz hizasına inip, sakin ve basit cümlelerle neden istediğinin olamayacağını anlatmak. Bunu yaparken kilit nokta "kabul etmek" (bunu yapmak istiyorsun, biliyorum) ve "onun tarafındaymış gibi görünmek" (keşke yapabilsen, ben de isterim yapmanı ama...).

6- Sakin olmak: Aslında her şeyin başı bu. Anne-baba da kontrolü kaybedince, sorun daha çözümsüz hal alıyor.

7- Sabır/Tolerans: Süre kısıtınız yoksa, istediği şeyi istediği kadar yapmasına izin vermek (kendine/başkasına çok zarar vermeyecek şeyler).

8- Büyükler ve Küçükler: Kola içmek isteyen, küp şeker yemek isteyen, ya da diğer bazı sizin yaptığınız ama onun yapmaması gereken şeyleri yapmak isteyen çocuğunuza "bunu büyükler/anneler/babalar yapar canım" diyebilirsiniz, işe yaradığı oluyor. Ama önerilen bir yöntem midir? Onu bilemiyoruz...

9- Muadilini bulmak: Yapmak istediği şeyin yerine benzer başka bir uğraş önermek. Bir nevi dikkat dağıtmak, ama mesela şöyle: elindeki oyuncağıyla cama vurarak ses çıkaran ve bunu çok eğlenceli bulan çocuğunuza dehşetle "yapmaaa!!!" deyip eğlence dozunu 2 katına çıkarmak yerine "bak yere vurunca da acayip güzel bir ses çıkıyor, hadi bir de bunu deneyelim" deyip daha zararsız bir aktiviteye yönlendirmek. Yere vurduğunda önce bir süre yanında yer alıp, sonra umursamamak; böyle böyle onun vurmaya olan ilgisini azaltamaya çalışmak (ya da öyle olacağını ummak) gibi...

10- Düzen kurmak: Önce eşyaların yerleri olduğunu öğretip, oyunu vb. bitirmek istediğinizde "haydi bunu yerine koyalım" demek. Çocuklar düzen severler, düsturundan yola çıkılmış!

11- Dikkat dağıtmak: Damla çok güzel yazmış:

Belki de buna dikkat dağıtmak değil, konuyu değiştirmek demek lazım (yetişkinlere yapılana “gündem değiştirme” deniyor). Biraz derin nefes alıp kendinizi sakinleştirerek daha hızlı ve zekice düşünmeye çalışın. Aslında yapmaya çalıştığınız onu kandırmak değil, yapılamayacak bir şeye takılıp kendisini üzmesi yerine, yapılabilecek bir şeyle zamanını güzel geçirmesi ve mutlu olması. Bunu ona hissettirerek “konuyu değiştirme”nin her yaşta bir yolunu bulabilirsiniz.

12- Dr. Karp Mağara Adamı Yöntemi: Onun tepkileriyle karşılık vermek -bağırıyorsa, onun gibi bağırın, ağlıyorsa ağlıyormuş gibi yapın! Geçenlerde arabada "memeeeee memeeeeee" diye bağıran Çınar'a "eveeet, memeeeeee, istiyorsuuuun, ama burda yooookkk, evdeeeee" diye bağırarak yanıt verdim, gözleri kocaman kocaman açıldı, sonra da sustu :) (Muhtemelen "delirdi bu, daha fazla uğraşmayayım" diye düşünmüştür!)

13- Sonunda kaybedecek gibiysen hiç inatlaşma: Bu kilit bir nokta! Kaybedeceğini bildiğin durumda güç yarışına girip de anne-baba olarak küçük düşmeye gerek yok! 

14- "Hayır"lar "Evet" olmasın: Ağladığında, aslında yapmayacağınız bir şeyi dayanamadığınız için yapıyorsanız, bu çocuklara yalnızca daha çok ağlamayı ve istedikleri bir şeyi elde etmek için ağlamanın iyi bir yöntem olduğunu öğretiyor!

15- Suç ortağı olmak: Ona zarar vermeyecek ama onun hafiften yaramazlık olsun diye yaptığı şeyleri birlikte yapmak -koltuktan atlamak, deli gibi yolda koşmak, su birikintilerine şap şap basmak... Böylece, her zaman ona karşı olmadığınızı göstermiş oluyorsunuz!

16- Ayıcığı konuşturmak: Çok sevdiği bir oyuncağı varsa, kendi istediklerinizi ona söyletebilirsiniz! "Hmm, Çınar'ın altı çok kirlenmiş, hadi bezini açalım arkadaşım!"

17- Tehdit: "Şapkanı takmazsan sokağa çıkamazsın!" deyip, takmadığında gerçekten sokağa çıkarmamak (Çınar bu numarayı yutmadı hiç, ben artık denemiyorum). Bu tabii, türlü dil döküldüğü halde meram anlamamakta direnen yavrular için!

18- Hafiften sert çıkmak: Hiçbir şey işe yaramıyorsa, sizin de sınırlarınız olduğunu bilmesi için. Çok arada sırada uygulanmasında sakınca olmayabilir...

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Buse göklerde :)

Pegasus kızlarımızın adını uçaklarına yazmak istiyormuş ee yazsın o zaman di mi :)

Bilgi ve katılım için buyrunuz  ;

Kızının adını göklerde görme şansı için tık tık

Ve Buse göklerde ;

İzlemek için tık tık

----------------------------------------------------------------------------------------------

Merhaba hepinize,


sağlıklı

bereketli

sabırlı

huzurlu

mutlu

kırmadan/kırılmadan

ibadetle

duayla

geçireceğimiz daha nicelerine ereceğimiz hayırlı ramazanlar..

---------------------------------------------------------------------------------------

Nerdesin diyenlere sevgiler :) diğerlerine yok özlemiyormusunuz beni ühüüüüü :))
İşler çok yığıldı  tembellik yaptığım için elimi bir şeye sürmek istemiyorum niyeyse..
e tabi böyle oluncada birikiyor.. her şey birikti iyi mi.. ütü malumunuz zaten :)) bulaşıkta
sahura kalkmak girince işin içine birikiyor :) bir makine alan yok :)) akşamları yemek
yiyince zaten ramazan haricide dahil (nasıl bir cümle olduysa bu da) :)  Buse'yle daha
çok vakit geçirmek istediğim için bulaşığa elimi sürmüyorum :) neyseee efem canım
çok sıkılıyor bu aralar niyedir bilmiyorum valla sormayın :) uyuyamıyorumda var bir
dengesizlik hayır yani genelde dengesizimde ama bu başka :))) sonracımaaa bomba
geliyorrrr bı-rak-tımmm neyi mi ?onuda siz söyleyin bakem buraya kadar okudunuz mu
öğrenmiş oluruz :) bilen bir kişi var susuyorsun bacı sende tamam mı :) böyle işte biriken
şeylerin altından kafamı kaldıramıyorum anlayacağınız..oruçla aram iyi şükür zorlanmıyorum
havalarda serin gidiyor..o gidedursun bende gidem :) kendinize iyi bakın benim için :)
şu mail sorunu yüzünden okuyorum sizi ama yorum yapamıyorum fazla idare edin garik :)

12 Temmuz 2011 Salı

Çocuk kalmak

Merhaba hepinize, geldim  :)  iş yığını mevcutmuş masamda ama onunla ilgilenip dönicim size,
sizde bu arada aşağıdakiyle avunuverin :)



Gel oğlum kalk bakalım tahtaya, sana bir sorum var.

- Buyurun, sorun öğretmenim
- Canlılar kaça ayrılır?
- Dörde ayrılır öğretmenim.
- Bana yanlış gibi geldi ama say bakalım..
- Bitkiler,Hayvanlar,İnsanlar,Çocuklar.
- Çocuklarda insan değilmi oğlum?
- Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim
- Peki, şimdi yeniden say bakalım..
- Bitkiler, Hayvanlar ve çocuklar..
- Oğlum insanlara ne oldu?
- Kalplerinde sevgiyi yeşertip düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, diğerleri de hayvanlaştılar öğretmenim ...!

-Alıntıdır-

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...