Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

29 Nisan 2011 Cuma

Bir Blog Hikayesi "Mim"



Sevgili amak-ı hayal çok güzel bir mime dahil etmiş beni teşekkürlerimle cevaplıyorum :)

Konu: Blog açma hikayeniz... Buralara yolunuz nasıl düştü ve neler hissediyorsunuz bi anlatın bakalım.


“10 Mart 2011 Perşembe

İlk Adım

Merhaba sevgili arkadaşlar,
Uzun zamandır düşündüğüm blogu olanlar kervanına ilk adımı atmış
bulunmaktayım. Bize ne ne işin var bir sen eksiktin diyenleri duyar
gibi oluyorum diyeceğimi  zannedenler yanıldılar hiç sanmıyorum
yoğun istek üzerine buradayım :) Forum sitelerine girmeme kararı
alıp büyük bir boşluğa düşmüştüm, aylardır da sevgili ikiz büyütmek
İkiz büyütmek arkadaşımızı izliyordum ama  sessizce sonra yorumlarda
yapmaya başladım ve siz sevgili arkadaşlarla tanışma fırsatı buldum
sanki sizlerle yaşıyorum bu çok güzel bütünlüğü her zaman sevmişimdir
en ufak üzüntüde yorumlarla gelen dualar ne kadar güzel aynı zamanda
sevinçleri paylaşmakta şu anda ben inanıyorum ki bir blog evliliğine
imza atıyorum hadi bakalım iyi günde kötü günde beraber olmaya varmısınız?”



-Demiştim ve sizlere eşlik etmeye başladım..bu durumdan da çok memnunum..
Çok garip bir büyü var sanki..seviyorum bütün arkadaşlarımı..Çok kararsız
kaldım aslında hadi bugün açayım yarın olsun belki aman boşver diyip durdum
sürekli taakkiiii Asahcımın çekilişine katılana kadar diyebilirim : ) o çekilişe
katılmak değildi amacım sadece selam vermek istemiştim yaptığının çok güzel
olduğunu belirtmek istemiştim izleyicisi değildim ilk defa blogunda konuktum
ve katılmayayım haksızlık olur demiştim ki mail kutuma bir mesaj düştü hakkın
diye kendisinden, onunla sohbet etmeye başladık ve artık zamanı gelmişti sırf
ona sürpriz yapayım diye blogum açıldı ve ilk takibe o alındı : ) böylece blog
maceram başladı : ) izledikce izlendim izlendikce izledim valla takipteyim :)
paylaşmak kadar güzel bir şey var mı?

Sevgiler hepinize.

BU BAŞLIĞA TIKLAYAN HERKES MİMLENMİŞTİR :)

28 Nisan 2011 Perşembe

Babalar aslında en çok kızlarını severler...


Babalar aslında en çok kızlarını severler
Ama inanmaz kimse buna
“Yalan” derler“im...kansız” derler.
Her nedense kimse çıkıp da “neden?” demez.
Nedendir bilir misiniz?
Çünkü kız babası olmak,
Farklıdır, özeldir bambaşka bir duygusallık verir babalara
Hayatında hiç ağlamayan babalar bile kızlarını ellerine aldıklarında
Tutamazlar göz yaşlarını…
Ama bir taraftan da zordur kız babası olmak.
Bir kız iki evlat demektir.
İki canı birden sırtına yüklenmek demektir.
Çünkü biri iki yapan da kadındır, ikiyi üç yapan da…

Bunu bildiklerinden babalar,
Onların üzerlerine daha da titrerler.
Onlara her baktıklarında annelerini,
Bazen kırdıkları ama her şeye rağmen onları yetiştiren
Annelerini anımsarlar…

Ama bir yandan da koruma iç güdülerine yenilirler
Kızlarına hiçbir şey olmasın
Onlar hiç üzülmesin,
Gözlerinden bir damla yaş gelmesin isterler
O bir damla yaş için koca dünyayı yıkacak olurlar…

Ama bu sevgilerini,
bu bağlılıklarını,
Asla gösteremezler, utanırlar.
Çünkü baba demek; güçlü, çatık kaşlı olmak olarak öğretilmiştir
Onlara…

Gülümsemek isterler o güzel kızlarına gülümsemek…
Ama rolünün dışına çıktıklarını düşünüp
Dönerler eski çatık kaşlı, gergin suratlarına…
Bazen ağlamak isterler
Ama “Erkekler ağlamaz” denmiştir onlara
Yapamazlar bu yüzden saklarlar gözyaşlarını…

İşte böylece her şeyi içlerine atarlar
Kız babaları
Yansıtmazlar asla duygularını…

Ama dayanamazlar gece yarılarına
Ve giderler o güzel kızlarının tatlı şirin odalarına
Uzun uzun bakarlar yüzlerine
Ve bir kez daha hayran olurlar
O muhteşem güzelliklerine
Gündüzleri dokunamadıkları gözlerine, ellerine
Hiç bırakmayacakmış gibi dokunurlar
İçlerindeki duygunun gözyaşlarını boşaltırlar
Ve yavaşça güzel kızlarını öpüp
“İyi geceler” derler
Derinden derinden…

Eğer siz de bir sabah uyandığınızda yanağınızda
Bir damla gözyaşı hissederseniz
Bilin ki babanız o gece de sizi izlemiş
Ve en sonun da “iyi geceler” deyip gitmiştir…

-Alıntı-

-Çok hoşuma gitti paylaşayım dedim :)
-Canım babamın hiç şansı yoktu çünkü tekim ben malum :)
-Aşkımda kızımızı çok seviyor :)

Çocuk yoğun bakım ünitelerinin durumu/Blogcu Anne


Sevgili Blogcu Anne konuk olarak Kader hemşireyi ağırladı.Kader hemşirenin verdiği
bilgiler önemli Blogcu Annemizdende izin alarak bilgileri paylaşıyorum sizlerle ;

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Çocuğunuzun başına bir şey gelirse, ama ciddi bir şey gelirse, yoğun bakımlık bir duruma ihtiyacınız olursa, ne yapacağınızı biliyor musunuz?
Herhangi bir hastanede yoğun bakım hizmeti alabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Blogcu Anne okurlarından Kader Hemşire, durumu aşağıda anlatıyor.
Kader Hemşire, İstanbul’da çalıştığından İstanbul hakkında fikir veriyor. Ancak verdiği ipuçları şehir fark etmeksizin uygulanabilir.
***
Zeynep Kamil hastanesinde ASKOM (Acil Sağlık Koordinasyon Merkezi) Hemşiresi olarak çalışmaktayım. 13 yıllık meslek hayatım boyunca yenidoğan yoğun bakım, bebek odası, doğum acil, doğumhane, genel acil servis ve 112 ambulans servisinde hemşire olarak çalıştım.
Şu anki görevim hastane, diğer hastaneler ve 112 ambulans servisi arasındaki iletişimi sağlamak; 112 ve diğer 20 hastane arası anlık durum, boş yatak ve doktor verilerini paylaşmak; hastaneye gelen ambulansları yönlendirmek; gerekli olduğunda yoğun bakım yatakları sağlanmasına ve hastayı sevk işlemlerinde yardımcı olmak.
23 Nisan günü yaşadığım bir olay sonucunda bu yazıyı yazmaya karar verdim.
2 yaşındaki oğlumla ve anneannemizle beraber Göztepe Özgürlük Parkı’ndaki 23 Nisan etkinliklerine gittik. Oradan da Nurturia kortejine katılacaktık ki, parkta yuvarlak kalenin çevresinde oğlum koşarken karşıdan gelen kendinden büyük bir çocukla çarpışarak sert bir şekilde beton zemine arka üstü düşmesi ve kafasını çarpması bir oldu. Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aldık soluğu…
Beyin cerrahi doktorunun ameliyatta olması nedeniyle çocuk cerrahi doktoru oğlumu görerek başka hastaneye götürmemizi söyledi. Orada da hastanelerin genelinde yaşanılan tanıdık sıkıntılardan sonra röntgen, tomografi vesaire çektirmedim, ve semptomlar ortaya çıkarsa çektirmek üzere çocuğumu evde kendim takip etmeye karar verdim. Mesleğim gereği yaşadığım sıkıntılar yüzünden öldüm öldüm dirildim, ya yoğun bakım gerek olursa diye…
Olaydan sonraki 24 saat boyunca ömrümden ömür gitti. Sabaha kadar uyumadım. Allah’a şükürler olsun ki oğlum şu an iyi.
Yaşadığım bu kazadan ve en son haberlerde çıkan yoğun bakım hastane skandalından sonra çocuklu aileler yoğun bakım konularında bilinçlensinler istedim.

Gelelim asıl konuya: ÇOCUK YOĞUN BAKIMLAR

Öncelikle belirteyim: Sağlıkla ilgili her türlü sıkıntılarda başvurabileceğiniz Sağlık Bakanlığı iletişim merkezinin (SABİM) telefon numarası 184. Bu numarayı yaşadığınız her türlü olumsuzluk, şikâyet, düzeltilmesini istediğiniz durumlar ve önerilerinizle arayabilirsiniz.
Zeynep Kamil hastanesinde çocuk ve yetişkin yoğun bakım üniteleri yok maalesef. Yaş fark etmeksizin yoğun bakım ve spesifik branş gerektiren (beyin cerrahi, göğüs hastalıkları, dahiliye, nöroloji) durumlarda hastalar diğer hastanelere sevk ediliyor. Acile başvuran çocuk hastalarda yoğun bakım gereken durumlarda özel de dâhil olmak üzere 30-40 hastane arayıp da yer bulamadığım ve elimin ayağımın kilitlendiği durumlarda olabiliyor. Bu bizzat kendi çocuğum için de geçerli…
Hastanelerin yenidoğan yoğun bakım ünitelerine 30 güne kadar bebekler alınabiliyor. 30 günden sonraki bebekler çocuk yoğun bakımlarda takip edilebiliyor.
30 gün sonrası ve 14 yaş arası çocuk yoğun bakımların sayısı da elle tutulacak kadar az devlette. Küçük özel hastaneler de “ventilasyon makinalarımız çocuğa uyumlu değil” diyerek çocuk hastaları kabul etmiyorlar. Makine uyum sorunundan mı, yoksa ufak çocuk sorumluluğu almak istemediklerinden mi bilinmiyor. Anestezi doktoru kabul etmedikten sonra sorgulanamıyor.
Ancak büyük özellerde bu hem yetişkin hem çocuk uyumlu ventilatörler mevcut, ki onların da SGK ile anlaşması ya hiç yok ya da yüzde misali bir kısmını devlet, bir kısmını şahıs ödüyor.
İstanbul Anadolu yakasında yenidoğan yoğun bakımı olan hastaneler şunlar: Zeynep Kamil 27, Kartal Lütfü Kırdar 25, Göztepe 10 ve Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi’nde de 9 adet ventilatörlü kuvöz (3. düzey) mevcut. Verileri elime tam olarak ulaşmamakla birlikte Avrupa yakasında da durum çok farklı değil.
30 gün sonrası ve 14 yaş arası çocuklara hizmet veren yoğun bakım üniteleri devlet hastanelerinde yetersiz, var olanlarınsa boşalmasına bile fırsat kalamıyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 6 yataklı, Çapa Tıp Fakültesi’nde 7+3 ara yoğun bakım yataklı, Bakırköy Sadi Konuk’ta 6 yataklı, Haseki’de ise 4 yataklı çocuk yoğun bakım üniteleri var sadece.
Erişkin yoğun bakım ünitelerine gelince… Kartal Lütfü Kırdar’da 21, Kartal Yavuz Selim’de 17, Fatih Sultan Mehmet’te 17, Göztepe’de 16, Ümraniye’de 9, Haydarpaşa Numune’de 21, Şişli, Okmeydanı, Bağcılar, Başakşehir, Haseki  hastanelerinde sadece eriştin yoğun bakımlar var. Bunlar ancak boş olduğu zamanlarda çocuk hasta alabiliyorlar, ve maalesef ki yataklarının azlığı nedeniyle de hiç boş kalmıyorlar.
Tüm İstanbul genelindeki durum bu şekilde… Bu sayıların İstanbul nüfusu için ne kadar yetersiz kaldığını anlatamam.
Yarın başımıza bir hal geldiğinde anlıyor olacağız durumun vahimliğini: o ona sevk ederken ve yer bulunamazken. Özel hastanelelerde gecelik minimum yatak ücretinin 1000 TL olduğu yoğun bakımlar ise parası olana açık.
Özel sigortaların neyi kapsayıp, neyi kapsamadığı ve neleri içerdiği konusunda hiçbir fikrim yok; özel sigorta sahibi değilim.
Ben az çok İstanbul genelindeki devlet ve özel hastanelerdeki durumu biliyorum.

Şimdi gelelim NE YAPABİLİRİZ’e.
Çocuklarını özel hastanelere muayeneye götüren anne-babalar gittikleri hastanelerin şartlarını araştırarak, sorarak öğrensinler ve bilinçlensinler. En azından kendi acil durum planlarını oluştursunlar.
Sorulabilecek sorular ana hatlarıyla aşağıdaki gibi:
  • Acil servisinizde her daim çocuk uzman doktoru var mı?
  • 2-14 yaş için çocuk yoğun bakımınız var mı?
  • 2-14 yaş için uyumlu solunum cihazı-makineniz var mı?
  • Hastanenize özel sevk edilmek üzere hastalarınız için tam teşekküllü ambulansınız kapıda mevcut mu? Yoksa hastalar acil durumda çağrılmak üzere özel ambulans şirketiyle mi anlaşmalı?
Şimdilik aklıma gelenler bunlar.
Sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum çocuklarımızla beraber…


Blogcu Anne ve Kader hemşireye teşekkür ederim.

27 Nisan 2011 Çarşamba

Diren Bebek (gelişmeler)

Başlığımda bahsetmiştim Diren yavrumuzdan rabbim yardımcısı olsun dualarımızda eminim ki..

Babası Salman Çetin beyle görüştüm arkadaşlar biraz önce 2.göz ameliyatınıda olmuş ve
15-20 gün içinde beyin ameliyatı olacakmış malesef ki beyninin sağ tarafına kan dolmuş
müdahale gerekiyormuş.Rabbim bunuda atlatmasını nasip etsin.

Yardımcı olmak isteyen arkadaşlarım için Salman beyin bilgilerini veriyorum kendisinden
izin alarak;

Salman Çetin

Cep Tel: 0539/311 94 73

Banka Hesap Numarası:
Banka: GARANTİ BANKASI
Şube: İMES (434 ŞUBE KODU)
Hesap No:667775-7
IBAN: TR 55 0006 2000 4340 0006 6777 57

Salman bey rabbimin rahmetini istiyoruz dedi..dua istiyor kendisi çok çaresiz ses tonuyla konuştu
içim çok acıdı DİREN umarım DİRENİR ve aramızda yoluna devam eder.

Çocuklarımızı rabbim bizlere bağışlasın.AMİN.

26 Nisan 2011 Salı

Diren bebeğin direnişine katılın!

Sevgili Aylin Anne de şimdi okudum hemen yayınlıyorum hadi arkadaşlar DİREN in direnmesini sağlayalım :(

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Geçen hafta Nurturia'da ööööylece gezinirken denk geldim Diren bebeğe.

5 aylık doğmuştu ve küvözde yaşam mücadelesi veriyordu. Dahası ailesinin durumu masraflarını karşılamaya yetmiyordu. Grupta gördüm ki herkes kendince yardım etmeye çalışıyor. Daha büyük bir çare bulmalı dedim ve bunu yazmaya karar verdim.

Durum şu:
Salman Çetin'in ilk bebeği 5 aylık 630 gr.olarak doğdu 2 aydır Ümraniye Atlas Hastanesinde küvözde yatıyor. Bebeğin organları çalışmadığı gibi pek çok komplikasyon geçiriyor en son gözlerini kaybetme riski olduğundan dün Cerrahpaşa hastanesinde tek gözünden ameliyat oldu 10 gün sonra diğer gözünden olacak.
Devlet erken doğan bebeklerin küvöz masrafını karşılıyor fakat bebeğe sürekli olarak özel ilaçlar veriliyor. Beyindeki kılcal damarlarda sürekli kanama oluyor, böbrekleri çalışmıyor her gün ayrı bir sorunla karşılaşılıyor. Arkadaşımız 680 TL maaşla çalışıyor ve bir ambulans için 500 tl vermesi gerekmiş dün.


Kimsenin böyle bir mücadelede yalnız olmasını istemem, düşünenmem bile bunu. Anneciğinin, babacığının hali nedir, kimbilir :( Yapıalacak çok şey olabilir, Belki gönderilecek 10 tl ile Diren bebeğin direnişine katılabilir, hayata tutunmasına büyük bir katkı sağlayabiliriz.

Diren bebeğin babası Salman bey EDS isimli firmada çalışıyor. İletişim bilgileri web sitesinde mevcut. Bebek Atlas hastanesinde yatıyor.

Haydi durmayın, bu direnişe katılın!!

"Hadi Ayakkabını Göster" Hareketi Başlasın


Sevgili Yerden Uzak arkadaşımın ricasıdır yer vermek istedim.
Katılmak isteyen arkadaşlar haydi bakalım harekete geçin :)
Arkadaşımın mesajıda bu şekilde buyrunuz;

" Fotoğraf makinanızı alın, ayakkabınız ayağınızdayken resmini çekip
yerdenuzak@gmail.com adresine gönderin, burada yayınlayacağım,
bakalım neler var, bekliyorum♥ "Hadi Ayakkabını Göster" Hareketi
Başlasın! Lütfen sizde blogunuzda yer verin, herkes fotoğrafı
yerdenuzak@gmail.com adresine yollarsa, sanırım iyi bir ayakkabı
kataloğumuz olabilir:) "


25 Nisan 2011 Pazartesi

Yemek tariflerini yasaklıyorum!!!

Arkadaşlar lütfen rica ediyorum olan var olmayan var olan ne diye soracak olursanız beceri tabiki :))
Çok fena sinirimi bozuyorsunuz güzel güzel yemek tarifi hariç(yemek blogları hariç) her konuda yazın
işiniz gücünüz yok mu sizin zırt pırt tarif ekliyorsunuz insanın canını sıkıyorsunuz hem bu can yani
ister mi? ister tabi..hayır yani gönderen olsada yesem sesim çıkmayacak bağırıp duruyorum imdat
diye bloglarınızda kimse aldırmıyor..kınıyorum sizi hemde en fenasından bu kınamaların..bakın bakın
baktınızda gördünüz mü her dediğimide yapmayın canım :) ay ne diyecektim heh bakın nasıl gözlerim
doldu içime dert oluyor bu tarifleri uygulayabilecek bir kadın olmamam..evet bildiniz itiraf geliyor ben
malesef beceriksizin tekiyim :) Her neyse yeter artık bir dur diyen olmalıydı size ve diyorum işte
yok arkadaş tarifler yasaklansın ciddi bir taleptir bu :)

İşin şakası bir yana çok isterdim elimin yemek yapmaya yatkın olmasını yapmıyormuyum tabiki
yapıyorumda sıradanım işte çok çok lezzetli olmuyor ben kendimi beğenmiyorum yani :)
Hepinize sevgilerimi gönderiyorum..ellerinize sağlık..sizleri tebrik ediyorum :)
Bakmayın öyle canım kızmam çekemememdendi yani yoksa yapın yiyin afiyetle :)
Çokta kibarımdır bu arada nasılda gönlünüzü aldım ama :))


Bu arada efendim ben beceriksizim işte bu da bir tarif çatlardım eklemesem ohh bende ekledim
en sonunda içim rahatladı :)

Dereotlu Mayasız Poğaca

Tarif Gülcan'ımdan

100 gr. margarin(Bunun yerine sıvı yağ ekledim)
1 çay bardağı sıvıyağ
1 kahve fincanı yoğurt(3 yemek kaşığı)
1 yumurta
1 paket kabartma tozu
3 su bardağı un
İnce kıyılmış dereotu

Malzemelerin hepisini ekleyip kulak memesi yumuşaklığında hamur yaptım.
İçi için beyaz peynir ve rendelenmiş kaşar peynir kullandım. (Ben sadece beyaz peynir kullandım)
Bu harç sizin zevkinize kalmış.
Şekillendirip tepsiye dizdim.
Üzerlerine yumurta sarısı sürüp çörekotu ve susamla süsledim. (Sadece çörek otu kullandım)
180 derecede pişirdim.

-Bu arada tuzsuz oldu malumunuz tarifte tuz yok :)))))) neyse ki peynir biraz dengelemiş hem canım
tuz sanki çok faydalı di mi ama :)

-Görsel açıdan bir şey beklemeyin benden uyarayım buyrun resimisinide çektim size :)



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...