Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

30 Haziran 2011 Perşembe

Bir kitap/Tatil/Buse


Arka kapak;

Düğününden birkaç gün önce, Julia babasının sekreterinden bir telefon alır. Önemli bir iş adamı olan babası Anthony Walsh törene katılamayacaktır. Her zaman mesafeli ve sorunlu bir ilişkileri olduğundan, Julia bu habere pek de şaşırmaz, ancak bu kez babasının mazereti haklıdır: Anthony Walsh ölmüştür.

Cenazenin ertesinde onu bekleyen bir sürpriz daha vardır. O güne kadarki en tuhaf seyahatine çıkacaktır; üstelik hiç düşünmediği biriyle ve on sekiz yıl önce kaybettiği başka birine doğru. Julia’nın, söylenememiş gerçekler, itiraf edilememiş sırlarla dolu geçmişi yaşamına yeni bir yön vermesine izin verecek midir? Babasının ve Tomas’la yarım kalan ilişkisinin açtığı yaralar onu nerelere savuracaktır?

Fransız edebiyatının yıldız yazarı Marc Levy’nin baştan sona macera, romantizm, aşk dolu bu romanı, dilimizin ucuna gelip de söyleyemediklerimizi yeniden düşündürecek.

-Elimden düşürmeden okudum valla sizi kıskandım durdum :) ben okuyamıyordum..dedim ki kendime
yolda okursun ve öylede oldu cidden elimden bırakamayıp minübüs/otobüs ten indikten sonrada
yolda okumaya devam ettim merak içinde bırakan bir roman hiç bir açıklama yapmıyorum sadece
okuyun diyorum :)

-----------------------------------------------------------------------------------------

Buse hanım sürekli yürüme isteğinde, bir kaç gündür benim sırtımda ama sadece benim :)
Çene maaşallah çok eğleniyorum onu dinlerken sürekli şaşırtıyor bizi :)
Bir ara üst üste yüzünde bacağında kolunda çizik morluk mevcuttu durmuyor yerinde :)
Ağaçtan kiraz erik dut yiyor, bizi çekiştiripte kopartın diyor :)
Terlik istiyordu ya aldık giymemmm diyip duruyor :)  ama giyiyor arada :)
Şükür rabbim sana kuzum için :)

-------------------------------------------------------------------------------------------

Ve Şerife Allah razı olsun gülüm duaların kabul oldu izinliyim haftaya :) arkadaşlar işlerim yoğun
izin öncesi bitirmeye çalışıyorum kusurlarım olursa affola :) Plan yok son anda nasıl olursa öyle
geçecek tatil :) Ben gidiyorum iş çok..

28 Haziran 2011 Salı

Kandil ve bir blog

Merhaba sevgili arkadaşlarım öncelikle kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun der..

Bir blog tanıtımı yapmak isterim izninizle ;

Çok şeker bir arkadaşa rastladım biraz önce ben çok sevdim kendisini o kadar eminim ki sizde çok seveceksiniz bir de çekilişi var alttaki kutunun içini doldurup çekiliş yapacak çekilişindeki kural sadece
3 yazısına yorum yapmanız oluyor başka şartı yok ve herkesin koyduğu şartları o da benim gibi sevmiyor :)

Ben çekiliş için değil kendisini çok şeker ve samimi bulduğum için sizlerinde tanışmasını istediğim için
duyuruyorum.

Haydi ziyarete :)

Demetoloji

27 Haziran 2011 Pazartesi

Kanser ve Otto Warburg

SAĞLIKLA KALIN

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg'un buluşunu öğrenir. 1930'lu yıllarda
Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani  sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg'a Nobel Ödülü kazandırmıştır. Otto Warburg'a göre kanserin bir temel sebebi vardır. Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz -anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir. Warburg'un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır? Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Hiperbarik oksijen terapisi  alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir. Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur. Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür. Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor: Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa. .. Proteinlerden şeker.. Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir. Kaşeksia vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden) "glükoneogenez" (yeniden glükoz yapımı) işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye  çalışırken kendisi açlık çeker. Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size? Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak? Bugün, kansere karşı uygulanan bir çok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar). Çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür. Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü şeker kanseri beslemektedir. Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir. Belki Otto Warburg'un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiç bir şey öğrenmemiştir. Aslında 1978'e kadar ABD'nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!! !! Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri 'Laetrile'dir. Kaşeksialı hastaların yüzde 50'den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir. Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir "akıllı bomba" üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu  aplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir. Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır.

Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini  aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!

Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil. Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı. Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine "Sağlığa zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır." ibaresinin konmasını şart koştu.  Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında. (Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok).
Kaynak: International Wellness Directory

Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı?
İngiltere'de 1815'de 5 kg cıvarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970'de
50 kg 'ın üzerine çıkmıştır. 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.

Türkiye'deki durum da artık çok farklı değildir.  Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve
beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne
açıkça sermektedir.

Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;

* Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
* Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light' hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
* Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın.
* Bol taze sebze ve meyve yiyin.
* Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.
* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar)
zengin gıdalarla beslenin.
* Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
* Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
* Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
* Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
* Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).
* Stresten uzak durun.
* İyi uyuyun.
* Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
* D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D  vitamini takviyesi alın.
* Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
* Aşırı alkol kullanmayın.
* İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
* Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
* Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca  kanserojen olabilirler !!!!
* Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
* Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

Prof. Dr. Ahmet AYDIN
İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

-İyi haftalar arkadaşlar hepinize..faydalı olur umarım.. 

25 Haziran 2011 Cumartesi

Zevkli mim kış kış :)

Sevgili Karınca'nın Küresi müsademle mimledi beni ee müsade ettiysek cevapta verelim di mi :)

Soru ;

Yapmaktan en çok zevk aldığınız işler nelerdir ?

-İş olarak düşününce aklıma gelmiyor bir şey genel olarak neleri yapmaktan zevk aldığımı sıralayayım :)

-İlk başta kızımı öpmek koklamak :) elinden tutup yürümek kucağıma kıvrılması veeee
artık kendini anlatabildiği cümleleri onu dinlemek çok zevkli :)

-Eşime sarılmak sığınmak gerçekten ona sığınıyorum onunda kokusunu duyunca herşeyi unutuyorum :) onunla sohbet etmek gezmek uyumak çok zevkli :)

-Arkadaşlarla hoş sohbet :) karıncam sen çok farklısın çok zevkli özellikle seninle olan
sohbetler iyi geliyor bana gülüp eğlenmeyi biliyoruz hemde herşeye acınacak halimize bile :)

-Alışveriş yapmak, hele ki hediye alıyorsam birilerini mutlu edeceğim için çok zevkli :)

-Dalından meyve yemek :)

-Kitap okumak :)

-Sessizlikte işimi yapabilmek çok zevkli çünküm sürekli bir gürültü mevcut bunuda bir kişi
yapıyor sinir oluyorum biraz sakin ol artık aaa :))

-Annem ve babamla geçen vakit özellikle kızımla geçirdikleri anlar :)

-Denizi izlemek dalgalar çoştuğu zaman beni ıslatması çokk uzun oldu bunu yaşamayalı..

-Ay aklıma geldi radyo yayınlarımız karıncam dj lik yaptığım anlar çok zevkliydi diğer
arkadaşlarımı dinlemekte :)

-Akraba ziyaretlerinden zevk alırım onlarda benim bir parçam özlüyorum çoğu zaman..

-Kısacası birilerini mutlu ettiğim anlar desem daha doğru olacak ve kısa olacak :)


Şu anda bu satırları okuyan değerli arkadaşım mimlendin isim verince olmuyor böyle söyleyincede
olmadı valla şaşırdım artık ne yapacağımı size bıraktım üzerinize alınıverin bir zahmet :)

İyi hafta sonları hepinize..bazılarınız tatile çıkıyorsunuz iyi tatiller özletmeyin kendinizi arada bir ceee
diyiverin merak ederiz sizleri  :)

Sevgiler.

24 Haziran 2011 Cuma

Bir blog-Müjo Moda


Sevgili Aѕαннαяα rica etti kıramadık efenim malumunuz kırmayan memleketindenim :)
Arkadaşının blogu ziyaret edip incelerseniz sevineceğiz topumuz :)

Buyurunuz ;

Müjo Moda ve demişki ;

"Kendi tasarımlarımı yapıyorum. Her türlü gelinlik, abiye, özel dikim tayyör modelleri ile kendi atölyemde üretimlerimi yapıyorum. Burada modellerimi sizlerle paylaşmak bana mutluluk verecektir."

 mujomoda@gmail.com

23 Haziran 2011 Perşembe

Kilo mu? O ne?

Bakıyorum da herkes dertli bu konuda..bende düşündüm düşünürken bari yazayım da dedim :)
ben bildiğiniz kuru kemikleri sayılan hatunlardandım hep, senelerce 47-48 kilo arası gittim geldim hiç değişmedi :) annemle bir 50 kiloyu görsek diyorduk evlendikten sonra gördük şükür neredeyse göbek atmadığımız kalmıştı :) ama neden kaynaklandı; beslenme şeklim değişti ben tavuk et balık yemezdim her gıdadan ayrı bir vitamin alıyoruz di mi..bunları ben evlendikten sonra yemeye başladım :) sonrasında 53-55 kilo alımım devam etti : )


Hamile kaldığımda 58 kiloydum, 5 haftalık hamileymişim dr gittiğimde tartıldığımda ama sanırım 56 kilo ile hamile kaldım çok hızlı kilo aldığımdan o 5 haftada çok yediğimden 2 kilo almış olma olasılığım çok fazla :) çünküm dr kızıyordu çok kilo alıyorum diye :) 78 kilo ile doğuma girdim 70 kilo ile çıktım 2,820 gr Buse idi diğer kalan kilolar nereye uçtu bilmem myomum da alınmıştı baya da büyüktü ama halen geriye baya kilo kalıyor :) eve geldim 1 hafta içinde 65 kiloya düştüm Buse 20 ayını bitirecek hiç değişmedi şu ana kadar :) Buse emmeyi bıraktığında artık dedim şu koca göbekten kurtulayım bari 15/04/2011 de 64,5 kiloydum altın çilek saçmalığına takıldım ama onu da 15 gün kullandım sadece bıraktım..dedim yapacağın tek şey şekeri azaltıp suyu fazlalaştırmak öyle de yaptım şu an 61 kiloya düştüm bakalım düşüş devam edecek mi :)

Hiç bir zaman rejim yapma kilo alma verme derdim olmadı yani ben o derde düşmedim :)
Emzirme süresince bir değişiklik olmayacağını biliyordum..hem hiç göbeğim olmamıştı
o bebek mi göbek mi diye soranlara hiç olmayan göbeğim ve memnunum diyordum hatta
göbişimi seviyordum :)

Böyle işte efendim yaptığım tek şey şekeri kesip bol su içmek akşam az yemek başka hiççç
bir değişiklik yok :) darısı kilolarından kurtulmak isteyenlere :)

Siz de içer misiniz bir bardak su ? buyurun ;

21 Haziran 2011 Salı

Mimler çıkın aradan :)

Sevgili  Gul\İnn beni mimlemiş cevap buyurunuz;


Tam şu anda..Evet evet tam da şu anda nerede bulunmak ve ne yapmak isterdiniz ?
-Her hangi bir kumsalda eşimle kızımızın elinden tutup yürüyor olmak isterdim.
 Çok bunaldım acil tatil istiyorum : )

 
O yerde dilinize dolanan ilk şarkı ne olurdu?
-Candan Erçetin - Melek

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sevgili vєssєłαм beni mimlemiş cevap buyurunuz;


Bir Lamba Cini Çıksa Karşınıza !?

" Dile Benden Ne Dilersen Sahip " Dese, Bir Tek Dilek Hakkınız Ve Düşünmek İçin de 1 Saatiniz Olsa;

1) Ne Yaparsınız ?  
-Hoşgeldin geç kaldın çok beklettin derdim şaşırarak tabiki : )

2) Ne Dilersiniz ?
-Dünyada ki tüm canlılar için sağlıklı olmalarını dilerdim. Malum hastalıkla boğuşuluyor.
 3) Dileğinizi Seçmeniz Kolay Olur Mu ?
-Evet çok kolay olurdu ilk aklıma gelen dilek bu.


-Arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, isteyen herkese gönderiyorum mimleri ne zaman birilerini adıyla mimlesem pek cevap gelmediği için tercih sizlerin olsun istedim.

Sevgiler.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...