Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

28 Şubat 2013 Perşembe

Kemik yok ya..

Merhaba , dayak yemeden ses vereyim dedim :))

Dün gece yatakta Buse hanımla koklaşıyoruz yine :)
Yanağıma yanağını değdiriyor, elliyor, öpüyor,
Dedi ki ;
-Ne kadar yumuşaksın anne :)))
Ve ekledi ;
-Kemik yok ya..
Benim ağzım açık salak bir yüz ifadesiyle kalakaldım öylecene..
Dedim ki;
-Kemik olmadığını için mi yanağım yumuşak Buse?
Dedi ki;
-Eee tabiki..

Hayda nasıl yani nerden biliyo nasıl düşünüyo şoklardayım :))

Ay her gece yatak sahnemiz görülmeye değer valla tam bir sevgi böcüğüne dönüştürdüm hanımı :))
ÇOK MUTLUYUM :)))))

-5 Martta kalp kontrolümüz var ben yine yusuf yusufum..dua edin lütfen delik küçülmüş olsun
hatta yok olmuş olsun nolurrrrrrrrrrrrrrr.


6 Şubat 2013 Çarşamba

Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.


Gülmek; "SAF" denme riskini göze almaktır.

Ağlamak ise; "DUYGUSAL" görünme riskini...

Birine yakınlaşmak; "KENDİNİ KAPTIRMA" riskini,

Duygularını açmak; "KENDİNİ ORTAYA KOYMA" riskini,

Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;

"ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA" riskini göze almaktır.

Sevmek; "KARŞILIK GÖREMEME" riskini...

Yaşamak ise; "ÖLME" riskini göze almaktır.

Umutlanmak; "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA" riskini

Çabalamak ise; "BAŞARISIZ OLMA" riskini göze almaktır...

Ama riskler yaşanmalıdır..
Çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir,
ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. 
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken,
bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.

Leo F.Buscaglia
İngilizceden çeviren: Nur Coşan
---------------------------------------------------------------

-BEN RİSK ALMAYI SEVERİM AMA O DA TEK BAŞINA OLMUYOR..

29 Aralık 2012 Cumartesi

*2013 Gümbür gümbür..



Geliyor :)

Bugünler de beni çok çok mutlu eden kartlarımın hediyelerimin sesi bu gümbürtü :)

Daha 2013 gelmeden sesi duyuldu nazarımda umarım bütün yıl böyle ses getirir hepimize :)

Ah ah nereden başlasam nasıl anlatsam.. yok ben susayım da fotoğraflar anlatsın :)

Buyurunuz;

Gelibolumonyedim sıcacık sardı bizi :)

Sararken doyurduda :)

Pınarparem rengarenk sardı bizi :)

İlknurumla kolye-yüzük kardeşliğimiz :)

Yeniyıl kart etkinliğimizden kartlarla devam :)
Şerifem kartı ulaşmadığı için e kart gönderi şekersin sen can :)











İlknurum evimizi şenlendirdi :) 


HOŞ GELİYORSUN YEN YIL :)

2013 DE HEPSİ SİZİNLE OLSUN ;) 
Öper, koklar, sarar yeni yıla teslim ederim sizi :) sevgiler ;)

20 Aralık 2012 Perşembe

Yağma Karrrr...



Evet evet yağmasın ama yağıyor :))
İyi tamam yağda buz tutma olur mu :)
Ciddi anlamda korkuyorum ben bu sene :)
Çünkülüm halen tam anlamıyla basamıyorum ürkek basmaktayım, eğer buzda dengemi kaybedersem
kesinlikle toparlayamam :( geçen sene normal basabilirkene zorlandım kar yağışında..
Şaka değil çok ciddiyim bayadır korkum mevcut bugün tavan yaptı :))
Yıllık iznimin 1 haftasını kullanmadım sırf kar yağınca kullanırım diye :)
Yerde buz görürseniz şayet beni unutun :)

Kazasız belasız geçsin bu günler,  güneşli günler görebilmek dileklerimle :)

(Bilmeyenler için belirteyim dizimde 2 adet platinim var 12/02 de merdivenlerden düşüp
sahip olmuştum kendilerine o yüzden sekiyorum halen ürkek davşan gibim basıyorumda)

13 Aralık 2012 Perşembe

Buse'li :)

Ah ah yiyorum fırçaları Buse hanımı göremeyenler, ne yapıyorsun yazmıyorsun diyenler,
güncelle artık blogu diyenler, unuttun bizi diyenler tamam tamam kızmayın buyrun :))

Özlediğiniz için teşekkürler :) (blogumda en çok aranan kelime "teşekkür" belirtem dedim)

Halen kendime gelmiş değilim ki..kırıklar çok derine işlemiş..içimden bişicikler gelmiyor
inanın..gülüp geçtiğime bakmayın her şeye..neyse...

Konumuz bugün Buse :) kısaca bayan çene :)
Kime çekmiş ki :))) herkes anne ve babasını sessiz zannediyor ama çok yanılıyor :)

-Evladıma nazar değdirdim ben be :)) ekran başına takıldı kaldı :) çizgi filmle tv yle işi yok
diye sevinirkene sımsıkı bir bağları oluştu :)
-Küçük hanım baya baya sayı sayıyor :)
-Diyor ki "her şeyi konuşmasını biliyorum bi çişimi bilmiyorum" :)) e tabi biz hep öyle diyoruz,
daha kurtulamadı bezden :)
-Bulaşık yıkıyor :)
-Bu ara gece yatmadan taktı kahveli süte(2 tane nescafe parçası) ve çokokremli ekmek dilimi :)
-Benimle uyuyor zıpam sarılıyor bir de hep hayallerimde ki gibim :)
-Sevgisini çok sık dillendiriyor tıpkı anası :)
-Aaa hanım besteci çıktı anne baba yenge amca dede babaanne herkese beste yapmış söylüyor :)
-Dans etmeye oynamaya bayılıyor :)
-Boyama oyun v.s..ilgi alanımıza girdi.. pc artık 3 kullanıcılı oldu bana akşam fırsat kalmıyor :)
-Saçlarını boyatacakmış beğenmiyormuş hahaa duyda inanma :)))
-Fotoğraf çekme hastası :)
-Parfüm far kalem ne bulursa zevklen sürmeye çalışıyor :)

Tarhana yaparım :)

Araba kullanırım :)

Göz kontrolümde oynarım :)

Kuskus yaparım :)

Cam güzeliyim :) 

İlknur teyzeme(Düşlerimden İnciler) hediyesi için teşekkür ederim :)

28 Kasım 2012 Çarşamba

50 - 60 - 70 - 80' li yıllarda mı büyüdün?



Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın? :)

1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.

2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.

3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.

4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev te
mizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu...

5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.

6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliyordu...

7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.

8,- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz ...

9.- Okul öğlen bitiyordu... Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu.Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.

11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı - çünkü hep dışarda oynardık , aktif olarak ...

12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk... aynı bardaktan içebiliyorduk, ve kimse bu yüzden ölmüyordu.

13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , Dolby surround, Cep telefonumuz, Bilgisayarımız, Internet de Chat odalarımız YOKTU.

onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!!

14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmıyarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!!

15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! nasıl mümkün oluyordu bu?
Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.

16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikologa ya da Pedagoga gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.

17.- Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz , başarılarımız , görevlerimiz vardı

...ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.

Soru: Nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık???

24 Kasım 2012 Cumartesi

Gününüz kutlu olsun


Tüm öğretmen arkadaşlarımın gününü kutlarım.

Hayatını kaybetmiş,şehit olmuş öğretmenlerimize Allah'tan rahmet dilerim.


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...