Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

30 Haziran 2011 Perşembe

Bir kitap/Tatil/Buse


Arka kapak;

Düğününden birkaç gün önce, Julia babasının sekreterinden bir telefon alır. Önemli bir iş adamı olan babası Anthony Walsh törene katılamayacaktır. Her zaman mesafeli ve sorunlu bir ilişkileri olduğundan, Julia bu habere pek de şaşırmaz, ancak bu kez babasının mazereti haklıdır: Anthony Walsh ölmüştür.

Cenazenin ertesinde onu bekleyen bir sürpriz daha vardır. O güne kadarki en tuhaf seyahatine çıkacaktır; üstelik hiç düşünmediği biriyle ve on sekiz yıl önce kaybettiği başka birine doğru. Julia’nın, söylenememiş gerçekler, itiraf edilememiş sırlarla dolu geçmişi yaşamına yeni bir yön vermesine izin verecek midir? Babasının ve Tomas’la yarım kalan ilişkisinin açtığı yaralar onu nerelere savuracaktır?

Fransız edebiyatının yıldız yazarı Marc Levy’nin baştan sona macera, romantizm, aşk dolu bu romanı, dilimizin ucuna gelip de söyleyemediklerimizi yeniden düşündürecek.

-Elimden düşürmeden okudum valla sizi kıskandım durdum :) ben okuyamıyordum..dedim ki kendime
yolda okursun ve öylede oldu cidden elimden bırakamayıp minübüs/otobüs ten indikten sonrada
yolda okumaya devam ettim merak içinde bırakan bir roman hiç bir açıklama yapmıyorum sadece
okuyun diyorum :)

-----------------------------------------------------------------------------------------

Buse hanım sürekli yürüme isteğinde, bir kaç gündür benim sırtımda ama sadece benim :)
Çene maaşallah çok eğleniyorum onu dinlerken sürekli şaşırtıyor bizi :)
Bir ara üst üste yüzünde bacağında kolunda çizik morluk mevcuttu durmuyor yerinde :)
Ağaçtan kiraz erik dut yiyor, bizi çekiştiripte kopartın diyor :)
Terlik istiyordu ya aldık giymemmm diyip duruyor :)  ama giyiyor arada :)
Şükür rabbim sana kuzum için :)

-------------------------------------------------------------------------------------------

Ve Şerife Allah razı olsun gülüm duaların kabul oldu izinliyim haftaya :) arkadaşlar işlerim yoğun
izin öncesi bitirmeye çalışıyorum kusurlarım olursa affola :) Plan yok son anda nasıl olursa öyle
geçecek tatil :) Ben gidiyorum iş çok..

28 Haziran 2011 Salı

Kandil ve bir blog

Merhaba sevgili arkadaşlarım öncelikle kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun der..

Bir blog tanıtımı yapmak isterim izninizle ;

Çok şeker bir arkadaşa rastladım biraz önce ben çok sevdim kendisini o kadar eminim ki sizde çok seveceksiniz bir de çekilişi var alttaki kutunun içini doldurup çekiliş yapacak çekilişindeki kural sadece
3 yazısına yorum yapmanız oluyor başka şartı yok ve herkesin koyduğu şartları o da benim gibi sevmiyor :)

Ben çekiliş için değil kendisini çok şeker ve samimi bulduğum için sizlerinde tanışmasını istediğim için
duyuruyorum.

Haydi ziyarete :)

Demetoloji

27 Haziran 2011 Pazartesi

Kanser ve Otto Warburg

SAĞLIKLA KALIN

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg'un buluşunu öğrenir. 1930'lu yıllarda
Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani  sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg'a Nobel Ödülü kazandırmıştır. Otto Warburg'a göre kanserin bir temel sebebi vardır. Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz -anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir. Warburg'un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır? Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Hiperbarik oksijen terapisi  alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir. Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur. Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür. Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor: Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa. .. Proteinlerden şeker.. Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir. Kaşeksia vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden) "glükoneogenez" (yeniden glükoz yapımı) işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye  çalışırken kendisi açlık çeker. Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size? Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak? Bugün, kansere karşı uygulanan bir çok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar). Çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür. Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü şeker kanseri beslemektedir. Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir. Belki Otto Warburg'un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiç bir şey öğrenmemiştir. Aslında 1978'e kadar ABD'nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!! !! Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri 'Laetrile'dir. Kaşeksialı hastaların yüzde 50'den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir. Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir "akıllı bomba" üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu  aplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir. Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır.

Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini  aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!

Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil. Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı. Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine "Sağlığa zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır." ibaresinin konmasını şart koştu.  Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında. (Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok).
Kaynak: International Wellness Directory

Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı?
İngiltere'de 1815'de 5 kg cıvarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970'de
50 kg 'ın üzerine çıkmıştır. 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.

Türkiye'deki durum da artık çok farklı değildir.  Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve
beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne
açıkça sermektedir.

Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;

* Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
* Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light' hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
* Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın.
* Bol taze sebze ve meyve yiyin.
* Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.
* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar)
zengin gıdalarla beslenin.
* Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
* Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
* Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
* Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
* Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).
* Stresten uzak durun.
* İyi uyuyun.
* Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
* D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D  vitamini takviyesi alın.
* Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
* Aşırı alkol kullanmayın.
* İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
* Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
* Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca  kanserojen olabilirler !!!!
* Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
* Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

Prof. Dr. Ahmet AYDIN
İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

-İyi haftalar arkadaşlar hepinize..faydalı olur umarım.. 

25 Haziran 2011 Cumartesi

Zevkli mim kış kış :)

Sevgili Karınca'nın Küresi müsademle mimledi beni ee müsade ettiysek cevapta verelim di mi :)

Soru ;

Yapmaktan en çok zevk aldığınız işler nelerdir ?

-İş olarak düşününce aklıma gelmiyor bir şey genel olarak neleri yapmaktan zevk aldığımı sıralayayım :)

-İlk başta kızımı öpmek koklamak :) elinden tutup yürümek kucağıma kıvrılması veeee
artık kendini anlatabildiği cümleleri onu dinlemek çok zevkli :)

-Eşime sarılmak sığınmak gerçekten ona sığınıyorum onunda kokusunu duyunca herşeyi unutuyorum :) onunla sohbet etmek gezmek uyumak çok zevkli :)

-Arkadaşlarla hoş sohbet :) karıncam sen çok farklısın çok zevkli özellikle seninle olan
sohbetler iyi geliyor bana gülüp eğlenmeyi biliyoruz hemde herşeye acınacak halimize bile :)

-Alışveriş yapmak, hele ki hediye alıyorsam birilerini mutlu edeceğim için çok zevkli :)

-Dalından meyve yemek :)

-Kitap okumak :)

-Sessizlikte işimi yapabilmek çok zevkli çünküm sürekli bir gürültü mevcut bunuda bir kişi
yapıyor sinir oluyorum biraz sakin ol artık aaa :))

-Annem ve babamla geçen vakit özellikle kızımla geçirdikleri anlar :)

-Denizi izlemek dalgalar çoştuğu zaman beni ıslatması çokk uzun oldu bunu yaşamayalı..

-Ay aklıma geldi radyo yayınlarımız karıncam dj lik yaptığım anlar çok zevkliydi diğer
arkadaşlarımı dinlemekte :)

-Akraba ziyaretlerinden zevk alırım onlarda benim bir parçam özlüyorum çoğu zaman..

-Kısacası birilerini mutlu ettiğim anlar desem daha doğru olacak ve kısa olacak :)


Şu anda bu satırları okuyan değerli arkadaşım mimlendin isim verince olmuyor böyle söyleyincede
olmadı valla şaşırdım artık ne yapacağımı size bıraktım üzerinize alınıverin bir zahmet :)

İyi hafta sonları hepinize..bazılarınız tatile çıkıyorsunuz iyi tatiller özletmeyin kendinizi arada bir ceee
diyiverin merak ederiz sizleri  :)

Sevgiler.

24 Haziran 2011 Cuma

Bir blog-Müjo Moda


Sevgili Aѕαннαяα rica etti kıramadık efenim malumunuz kırmayan memleketindenim :)
Arkadaşının blogu ziyaret edip incelerseniz sevineceğiz topumuz :)

Buyurunuz ;

Müjo Moda ve demişki ;

"Kendi tasarımlarımı yapıyorum. Her türlü gelinlik, abiye, özel dikim tayyör modelleri ile kendi atölyemde üretimlerimi yapıyorum. Burada modellerimi sizlerle paylaşmak bana mutluluk verecektir."

 mujomoda@gmail.com

23 Haziran 2011 Perşembe

Kilo mu? O ne?

Bakıyorum da herkes dertli bu konuda..bende düşündüm düşünürken bari yazayım da dedim :)
ben bildiğiniz kuru kemikleri sayılan hatunlardandım hep, senelerce 47-48 kilo arası gittim geldim hiç değişmedi :) annemle bir 50 kiloyu görsek diyorduk evlendikten sonra gördük şükür neredeyse göbek atmadığımız kalmıştı :) ama neden kaynaklandı; beslenme şeklim değişti ben tavuk et balık yemezdim her gıdadan ayrı bir vitamin alıyoruz di mi..bunları ben evlendikten sonra yemeye başladım :) sonrasında 53-55 kilo alımım devam etti : )


Hamile kaldığımda 58 kiloydum, 5 haftalık hamileymişim dr gittiğimde tartıldığımda ama sanırım 56 kilo ile hamile kaldım çok hızlı kilo aldığımdan o 5 haftada çok yediğimden 2 kilo almış olma olasılığım çok fazla :) çünküm dr kızıyordu çok kilo alıyorum diye :) 78 kilo ile doğuma girdim 70 kilo ile çıktım 2,820 gr Buse idi diğer kalan kilolar nereye uçtu bilmem myomum da alınmıştı baya da büyüktü ama halen geriye baya kilo kalıyor :) eve geldim 1 hafta içinde 65 kiloya düştüm Buse 20 ayını bitirecek hiç değişmedi şu ana kadar :) Buse emmeyi bıraktığında artık dedim şu koca göbekten kurtulayım bari 15/04/2011 de 64,5 kiloydum altın çilek saçmalığına takıldım ama onu da 15 gün kullandım sadece bıraktım..dedim yapacağın tek şey şekeri azaltıp suyu fazlalaştırmak öyle de yaptım şu an 61 kiloya düştüm bakalım düşüş devam edecek mi :)

Hiç bir zaman rejim yapma kilo alma verme derdim olmadı yani ben o derde düşmedim :)
Emzirme süresince bir değişiklik olmayacağını biliyordum..hem hiç göbeğim olmamıştı
o bebek mi göbek mi diye soranlara hiç olmayan göbeğim ve memnunum diyordum hatta
göbişimi seviyordum :)

Böyle işte efendim yaptığım tek şey şekeri kesip bol su içmek akşam az yemek başka hiççç
bir değişiklik yok :) darısı kilolarından kurtulmak isteyenlere :)

Siz de içer misiniz bir bardak su ? buyurun ;

21 Haziran 2011 Salı

Mimler çıkın aradan :)

Sevgili  Gul\İnn beni mimlemiş cevap buyurunuz;


Tam şu anda..Evet evet tam da şu anda nerede bulunmak ve ne yapmak isterdiniz ?
-Her hangi bir kumsalda eşimle kızımızın elinden tutup yürüyor olmak isterdim.
 Çok bunaldım acil tatil istiyorum : )

 
O yerde dilinize dolanan ilk şarkı ne olurdu?
-Candan Erçetin - Melek

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sevgili vєssєłαм beni mimlemiş cevap buyurunuz;


Bir Lamba Cini Çıksa Karşınıza !?

" Dile Benden Ne Dilersen Sahip " Dese, Bir Tek Dilek Hakkınız Ve Düşünmek İçin de 1 Saatiniz Olsa;

1) Ne Yaparsınız ?  
-Hoşgeldin geç kaldın çok beklettin derdim şaşırarak tabiki : )

2) Ne Dilersiniz ?
-Dünyada ki tüm canlılar için sağlıklı olmalarını dilerdim. Malum hastalıkla boğuşuluyor.
 3) Dileğinizi Seçmeniz Kolay Olur Mu ?
-Evet çok kolay olurdu ilk aklıma gelen dilek bu.


-Arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, isteyen herkese gönderiyorum mimleri ne zaman birilerini adıyla mimlesem pek cevap gelmediği için tercih sizlerin olsun istedim.

Sevgiler.

19 Haziran 2011 Pazar

Babalar günü


Sevgili babalarımızın gününü kutlarım.

Yani;

Babamın
Babamın
Eşimin
Dedelerimizin
Dedelerinizin
Eşlerinizin
Babalarınızın
Arkadaşlarımın
Serdar bey amca dayı abi şimdi taze kayınpederin :)
Adayların
Aklından geçirenlerin
Kimsesiz çocukların elinden tutanların
Öyle hissedenlerin

-Ahiret alemine göçmüş olanlarda dualarımda.
:) Ama kusura bakmayın Buse babasını yılın babası seçti ve hediyesi ;

HAYATIM GÜNÜN KUTLU OLSUN, SENİ SEVİYORUM,
SEN HARİKA BİR BABA OLDUN :)

17 Haziran 2011 Cuma

LİMON+SARIMSAK MUCİZESİ


-Yine bana maille geldi paylaşmak istedim biraz araştırınca değişik tariflerde çıkıyor bilginize.

Hayırlı cumalar.

Ülkü

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Gençlik  iksiri


Bu iksiri  ilk  Rus  doktorları  bulmuş.
Neyi  mi? Temmuz-Ağustos  ayları  arasında  beyaz  ve  pembemsi  renkli  çiçekler  açan, vatanı  Orta  Asya  olan, eski  Mısırlıların  3  bin  yıl  önce  kullandıkları  A,B1,C,E  vitamini  yüklü  bir  ecza  deposunu  yani; Sarımsak  ya  da  Sarımsak(Allium  sativum)’ı…

Babası  yaşlıdır,göğüs  ağrıları  şiddetlenmiştir.Dört  saat  sürecek  ameliyatı  kaldıramaz  gözüyle  baktıkları  için  umutlarını  kesmişlerdir  ailecek…Bir  arkadaşı  “Ameliyat  öncesi  bir  de  bunu  deneyin”der.Onlar  da  denerler…Babasının  “koroner  by-pass”ile  üç  damarı  değişecekken  bu  İKSİR  sayesinde  %100  tıkalı  olan  damarları  açılır…Doktorlar  hayretlerini  gizleyemezler!...

İşte  o  sihirli  İKSİR’in   karışımı ;

2  litre  limon  suyu ,  40  diş  orta  boy  soyulmuş  ve  ezilmiş  sarımsak  ağzı  sıkı  kapanan  bir  kavanoza  koyup  üzeri  koyu  renkli  kağıt  ve  bezle  kapatılır.normal  oda  sıcaklığında  25  gün  boyunca  her gün  çalkalanarak  saklanır.Sarımsaklar  iyice  eriyince  25  günün  sonunda  kavanozu  açıp  her  sabah  aç  karnına  yarım  veya  içilebiliyorsa  bir  çay  bardağı  içilir.kavanoz  bitene  kadar  içilecek, kapağı  hep  kapalı  olacak , içine  asla  su, şeker  vb. karıştırılmayacak.  Bu  karışımı  içtikten  sonra  en  az  yarım  saat  bir şey  yiyip  içilmeyecek… Yarım  saat  geçtikten  sonra  kahvaltı  yapılacak. Mümkünse  her  sabah  aynı  saatlerde  içilecek.

İKSİRİN  YARARLARI  :

-Tüm  damar  iltihaplarını (vaskulit) tedavi  ediyor, tıkanan  damarları  açıyor,damar  sertliğini  ve  hipertansiyonu  önlüyor.

-Kolesterol  ve  lipiti  düşürüyor,zararlı  yağların  yakılmasını  sağlıyor,kilo  verdiriyor,(bazal  metabolizmayı  hızlandırıp  yağların  yakılmasını  sağladığı  için  iştahı  da  açıyor,bu  dönemde  diyete  dikkat  etmek  gerekiyor!...)şekeri  düşürüyor,pankreasın  kendisini  yenilemesini  sağlıyor.

-Böbrek  ve  safra  taşlarını  eritiyor, idrar  söktürüyor, vücuttaki  şişkinlik  ve  tüm  dokulardan ödemi  kaldırıyor.

-Helycobacter  pylori  adlı  ülser  mikrobunu  öldürerek  mide  ve  oniki  parmak  bağırsağı  ülserlerinin  tedavisini  yapıyor.

-Tüm  romatizmal  iltihabı  önleyip, her  türlü  romatizmal  ağrıları  dindiriyor, kireçlenmeyi  önlüyor, eklem  düzeylerinin  yenilenmesini  sağlıyor, her  türlü  ağrıyı  kesiyor. 

-Beyin  hücreleri  ve  tüm  sinir  sisteminin  yenilenmesini  sağlıyor, sinirdeki  aksiyon  potansiyelini  düzenleyip  ileri-refleks  hızını  arttırıyor,felçlere  ve  vertigoya  fayda  veriyor.

-Vücudun  bağışıklık  sistemini  son  derece  kuvvetlendiriyor  ve  her  türlü  alerjiyi  özellikle  damarsal  kökenli  ve  strese  bağlı  cilt  alerjilerini  kökünden  kesiyor, kansere  karşı  tüm  vücudu  koruyor…

Evet  ilk  kez  Rus  doktorlarının  bulduğu  şimdi  ABD’de  uygulanmaya  başlanan  ve  de  tıpta  devrim  yaratacağı  söylenen  GENÇLİK  İKSİRİ  işte  böyle  bir  şey… DENEMEKTE  YARAR  VAR….

16 Haziran 2011 Perşembe

DOWN SENDROMLU OLMAK..

Sevgili Gul/inn rica etmiş paylaşmamızı umarım işe yarar diyerek
paylaşıyorum ve paylaşmanızı rica ediyorum.

Ülkü

--------------------------------------------------------------------------------------

Down Sendromu herkesin bildiği üzere insan vücunda bulunan 46 kromozom'un 47 olması sebebiyle oluşan genetik bir anormallik..Bu anormallik rahatsızlığı yaşayan çocuklarda genelde birbirinden farklı şekilde seyrediyor,henüz tam olarak tedavisi bulunmasada çeşitli eğitimlerle yaşam kalite'si arttırılabiliyor..







Geçen yıl blogumda BİR MELEK GÖRDÜM diye bir post paylaşmıştım..bu post'taki bebek,kuzenimin idi..Daha sonra anlaşıldıki o bebek'te DOWN SENDROMU mevcut..kendisi şimdi 9 aylık ve özel eğitim alıyor,size bahsetmek istediğim bu sitede kuzenim tarafından oluşturuldu..Bu site'nin amacı öncelikle aynı dertten muzdarip ailelerin tecrübelerini ve sosyal paylaşımda bulunurak ortak duygularını paylaşması..




Sitemiz henüz çok yeni,tamamlanmış değil..fakat kısa süre içersinde oldukça aktif olacak..sizlerden ricam bu postu kendi blogunuzda yayınlayarak bize destek olmanız..yada blogunuzda görsel ile birlikte link vermeniz..ayrıca tanıdığınız ilgisini çekeceğini düşündüğünüz insanlarla paylaşmanız..

 
İsterseniz sitede yazar'da olabilirsiniz..DOWN SENDROMU yada tecrübeleriniz hakkında yazılar da gönderebilirsiniz..


Bizler bu site'ye ne kadar destek olursak,site o denli gelişecek ve belki bizlerde ileride bu kardeşlerimize yardımcı olabilmenin hazzını yaşacayağız..

 
Siteye http://www.facebook.com/pages/Down-Sendromlu-Olmak/212004798832323 , http://twitter.com/#!/down_sendromu ve http://www.downsendromluolmak.com/index.php linklerinden ulaşabilirsiniz..










Ayrıca bu görseli blogunuza ekleyip, http://www.downsendromluolmak.com/index.php adresine link'de verebilirsiniz..


Bende küçük ZAHİDE'ye ve onun gibi miniklere destek olmak istedim bu postla..umarım sizlerde bu desteğin devam etmesine yardımcı olursunuz..ne kadar çok kişiyle paylaşırsak o kadar miniğin dünyasına ışık oluruz..

 
Sevgiler..

15 Haziran 2011 Çarşamba

LİMON Kemoterapiden 10.000 kat daha güçlü



Aşağıda ki yazı maille geldi bana buyrun ;

 
Tıpta son yenilik, kansere karşı etkili!
Dikkatle okuyun ve kararı siz verin!!!
Limon, kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir mahsul. Kemoterapiden
10,000 kat daha güçlü!!!
Neden biz bunları bilmiyoruz?

Çünkü bazı laboratuarlarda üretilen sentetik ilaçlarla birileri çok
büyük kârlar elde ediyor.

Şimdi bir arkadaşına bu maili yollayarak
limon suyunun kanseri önleyici faydalarını bilmesini sağlayabilirsin.
Limonun tadı güzel ve kemoterapinin korkunç yan etkilerine sebep
olmuyor.  Multimilyonerlerin sahip olduğu büyük şirketlerin kârlarına
zeval gelmesin diye bu sır saklanırken daha kaç kişi ölecek?

Bildiğiniz gibi limon ağacı, limon ve lim (yeşil limon) gibi
çeşitleriyle bilinir. Bu meyveyi farklı şekillerde yiyebilirsiniz:
posasını yiyebilir! , suyunu sıkabilir, içecekler hazırlayabilir,
şerbetler ve tatlılar yapabilirsiniz. 

Bir çok erdemleriyle tanınır, ama en ilginç olanı tümör ve kistler üzerine olanıdır.   
Bu bitki her tür kanser tipine karşı kanıtlanmış bir çaredir. 
Bazıları kanserin her türlü varyasyonuna karşı yararlı olduğunu söylüyor. 
Bakteri  enfeksiyonları ve mantarlara karşı anti mikrobal spektrum olduğu, kurt
ve parazitlere karşı etkili olduğu kabul ediliyor. 

Yüksek tansiyonu dengeliyor.
Ayrıca  stresle savaşan, sinir bozukluklarına iyi gelen antidepresan etkisi var.
Bu bilginin alındığı kaynak gerçekten büyüleyici:
Dünyanın en büyük ilaç üreticilerinden birinden öğrenildiğine göre;
1970'ten beri 20'den fazla farklı laboratuar test  etti ve sonuç
olarak ; 

Limon ekstresinin 12 kanser tipinde kötü huylu hücreleri yok
ettiği ortaya çıktı!  Bu kanserler içinde ; kolon, göğüs, prostat, akciğer ve pankreas kanserleri de var.

Kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatmada limon ağacı bileşenlerinin
Adriamycin adlı bütün dünyada genellikle kemoterapide kullanılan
ilaçtan 10,000 kat daha iyi olduğu gösterildi.

Daha da hayret verici olan; limon ekstreleri ile yapılan bu terapi; sadece kötü huylu kanser hücrelerini yok ediyor ve sağlıklı hücrelere hiçbir menfi etkisi bulunmuyor.

Institute of Health Sciences,
819 N. L.L.C. Cause Street, Baltimore, MD1201

HERKESE GÖNDERİN... ! ! !


13 Haziran 2011 Pazartesi

Mim ve bir blog

Bu karıncada nereden çıktı diyorsanız buradan ;

Sevgili canım arkadaşım bacım kardeşim dostum daha bir sürü yakıştırmam olabilir onun için o mu kim buyrunnnn ;

Karınca'nın Küresi

Mimlemiş beni soru ise ;

Bunalıma girdiğiniz zaman bunu nasıl atlatıyorsunuz ?

-Ben genelde bunalıma girmem ki :) sıkılır 2 oflarım sonra şükür halime der otururum
aşağıya :) kısa sürer sıkıntılarım bazen kendimi elimde süperge evin içinde gözüm yaşlı
dolanırken bulurum ama bunu çok mutluysamda yaparım :)

Şu anda okuyorsun ya sevgili blog dostumcum mimlenmiş bulunuyorsun illa ad yazdırma
bana lütfen çünkü; hayırlı bir işi düşünüyorum aklım onunla dolu mimi cevaplarken lütfen
duada ediver.Allah razı olsun şimdiden.Hayırlı işi merak edenlere yarın bildireceğim.

Ve sevgili Karınca'm dünyalar tatlısıdır izlemenizi rica edeceğim paylaşmaya bayılır :)
Ayrıca Karınca Forum'un da sahibidir.
İzlemeden çıkmakta zor değil pişman olursanız :) Size kalmış herşey yani :)

Sevgiler, iyi haftalar.Her şey gönlünüzce olsun.

9 Haziran 2011 Perşembe

Buse'den inciler

01 Haziran itibariyle Buse 20 aylık oldu :)

Buse neler yapıyor ;

-Bol bol koşturuyor
-Sadece yemek yerken uyurken ayakları yerden kesiliyor
-Bol bol konuşuyor her kelimeyi hemen hemen kapıp tekrarlıyor antenleri açık kızım diyorum bende :)
-Kıyafetlerin alt kısımlarını kendi giyiyor
-Ayakkabılarını kendi giyiyor
-Çatal kaşık kullanma telaşında kendi yemek istiyor
-Bizde kendi uyuyor minderini halının üzerine koyuyorum bende yanına uzanıyorum sağ sol yaparken
annesini dinlerken uyuyor
-Vücudundaki bölgeleri sorduğumuzda gösteriyor bazen adlarını tekrarlıyor
-Suyunu kendi içiyor şimdi bardaktan içme hevesi mevcut birde koynundan aşağıya dökmese olacak :)
-İsteklerini söyleyebiliyor
-Sorular soruyor
-Sorduğun soruya cevap veriyor
-Söyleyemediklerini işaretle anlatmaya çalışıyor
-Hayvanları tanıyor
-Dütle atta gidiyor
-Salıncakta sallanıyor
-Park ve sokak istiyor
-Bakkala gidelim diyor
-Dr unu cici yaptığı için seviyor giderken sürekli tekrarlıyorumda dr amca cicik yapcek diye :)
-Vitaminini sorunsuz içiyor , krem v.s. gibi şeyleride sürdürüyor
-Çişşş diye tutturup wc nin yolunu tutuyor
-Altının değişmesi gerektiğinde bezini alıp gelip önüme yatıveriyor :)
-Yüzünü yıkamak istiyor araya ayaklarınıda sokuveriyor :) suya şi diyordu artık daha düzgün söylüyor :)
-Diş fırçası kullanma çabaları var
-Banyoda çok fazla sorun çıkartmıyor önceden başını yıkarken korkuyordu
-Zırt pırt soyunup bıcık bıcık diyor banyo yapacakmışta :)
-Etraftaki herkesi sayabiliyor kimi göstersek isim söyleyebiliyor
-Çorba, köfte, balık, pilav, makarna, mantı, ekmek, meyve suyu, yumurta, pekmez, bal, ceviz, erik, kiraz
tavuk, süt, kek gibi şeyler yiyip içiyor
-Herkesi öpebiliyor isterse ve kaynaşmışsa
-Dışarıda çok ciddileşiyor yabancı birine alışması için biraz zaman geçmesi gerekiyor
-Balkon diye tutturuyor
-Abilere bakmayı çok seviyor
-İnatla amcasına abi ya da abba diyor yalnız cidden inat sadece :)
-Erik yerken dün "atayım mı" diye tutturdu "atma" diyorum "atim" diyor "niye atacaksın" dedim "misilere" dedi "onlar erik yemez" dedim "tamam" dedi :)
-Geçen akşamların birinde sesleniyor bana "anneee" "efendim" diyorum "terlik alalım mı" diyor "alalım" diyorum dönüp aynı şeyi babasına soruyor sanırım rahat 10 defa sordu :) e terlik almak şart oldu :)
-Herkesin terliğini biliyor ayağımızı kesinlikle terliksiz bırakmıyor birisi bizim terliğimizi giyerse eyvah
çıkart diye tuturuyor :)
-Bir gece yine uyuma seansımızda kalktı "bakkal cici mi" dedi :) "cici kızım" dedim yattı yine :)
-Yine bir gece uyuma seansında kalktı "sokağa gidelim mi" dedi "uyu sabah gideriz" dedim yattı :)
-Yatma seanslarımızda konuşurken herkesi soruyor bende herkese yattı diyorum uyuması daha kolay
oluyor :)
-Herşeye eee-eeeh diyor :) ama sınırsın yani ne sorarsan sor cevap aynı :)
-Dizi morarmış acıyo diye gösteriyor öp dedim bir kere zırt pırt öpüp öptürüyor :)
-Biz acıyo dersekte cici yapıyor :)
-Kapıları açıp kapama hastası oldu bir ara şimdi de anahtarla açma çabasında
-Ayakkabılarımızı eve girince içeri alırız ona alıştı ya mümkün değil dışarıda bırakmak :) tutturuyor
ababbabııı diye alıyoruz içeri mecbur :)
-Bakalım mı takıntısı devam ediyor birini sorsa cevapta alsa gözünün önündede olsa illa bakacak :)
-O yanımızdaysa bir yerde birşey unutmamız mümkün değil herşeyi toparlayıp dikiliyor kapının önüne :)
-Bizim evde bir kaç kapıya uzanabiliyor dış kapı dahildir o yüzden kapalı tutuyorum hep
-Çamaşır çıkarsa üzerinden doğru makineye koşturuyor atacakmış :)
-Arkamdaysa sırtıam binmeyi seviyor :)
-Saçlarını artık bağlıyoruz :) keldi doğduğunda :)
-Bibibi yani leblebi  :) dolu ceplerle dolaşıyor çok seviyorda :)
-Uzanabildiği tv leri kapatıyor
-Koltuklara kendi çıkıp inebiliyor
-Bizi soranlara işe gitti diyebiliyor

Şimdilik aklıma gelen bunlar daha çok şey var aslında da iş çıktı öperin hepinize sevgiler :)

Buse'ler :)





Annemle hamur açma girişimi :)


İlk doğum günü babamla :)


İlk doğum günü annemle :)


İlk doğum günü babamla(kayınpederim) :)

İlk bayramı :)


İlk bayramı babasıyla :)



Buse iş başında :)

İlk doğum gününden annesiylen :)





İlk anneler günü hediyesi çiçeklerim :)


Karpuz yeme çabaları :)


Havuz sefası :)



Üzüm canavarı babaannesiyle :)


İlk bayramı babaannesiyle :)


İlk doğum günü babasıyla :)


İlk fotoğrafı :)


7 Haziran 2011 Salı

Mimler






Sevgili Melek'cim(vesselam) ve Gelibolu17 ablam mimlemişlerdi beni teşekkürlerimle ,

Biraz geç oldu kusura bakmayınız lütfen buyurunuz cevaplarım ;

Mim 1

Ben Küçükken .... Sanıyordum ! Hepimizin Küçük Yaşlarda İnandığımız Saçmalıklar Vardır.. Fazla Şeyler Yazmamıza Gerek Yok 3 Tane Yada 5 Tane Yazsak Kafidir :)

-Ben fazla bir şey hatırlamıyorum valla : ) ölenlerin bizi görebildiğini sürekli izlediklerini düşünürdüm : ) bir de böbreginde taş olanların anne ve babası İle yattığı için yukarıdan taşı Allah’ın attığını zannedersim : ) çünküm dayımın oğlu böbrek taşı aldırmıştı bizde kalmıştı ve ben annemle babamın arasında eşek gibim olana kadda yatıyordum böyle dediler bana da yatmamaya başladım : )

Bir de fotoğraf makinesi gördüğüm anda kaçacak delik arardım korkuyordum da : ) ta kiii halamın çok sevdiğim oğluyla beni fotoğrafcıya götürdükleri ana kadar onu çok sevdiğim için korkmadım: )

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mim 2

Güne başlamak istediğin şarkı nedir ? Tek bir tane ama her gün çalsa bıkmayacağım dediğin şarkı ?

-Kesinlikle Oya-Bora / Sevmek Zamanı


Al aşkım beni yanına dalmışım sarhoşluğuna
Bir ömrü senle aşalım al uçur beni sonsuza
Kaybetmek varsa ne çıkar
Aşkta yer yok hiç korkuya

Öyle günler var ki baştan sonu gelmiş
Böyle istenmiş sen yaşamalısın
Ayrılık beter ölümden tanrı yazmasın
Aşkımı benden kimse ayırmasın

Biz dünyayı çok sevdik ölüm bizden uzak olsun
Aşık olduk yüreklendik kader bizden yana dursun
Hasretliği çektirme Tanrım gözümüz yollarda kalmasın
Ne istersen al götür ama sevda bize aşk bize kalsın

Al canım beni yanına sevgiye çoktan acıktım
Sen miydin kaderden yana işte ben de sana düştüm
Kaybetmek varsa ne çıkar aşkta yer yok hiç korkuya



Ve mimlediğim arkadaşlar;



4 Haziran 2011 Cumartesi

Teşekkür ederim

Doğum günüm benim için çok özeldir, bu günümde beni yalnız bırakmayanlara ;

Hayatım boyunca yanımda olanlara ;

Anne ve babalarıma
Sevgisinden bir an bile şüphe duymadığım hayat arkadaşım eşime
Hayatıma renk katan annelik duygusunu bana yaşatan kızıma
Arkadaşlarıma-dostlarıma
Çocukluk arkadaşım dostum Çiğdem kandil olduğu halde hassasiyetimi bildiği için geldi ona ve ailesine
Akrabalarıma
İş arkadaşlarıma
Blog arkadaşlarıma
Karınca Forum arkadaşlarıma
Bilgisizler net arkadaşlarıma
Sadece üyesi olduğum ama uğramadığım kadınlar klübü yönetimine


Aşağıdaki eklerle birlikte hem mail hem smsle doğum günümü kutlayan kurumlara;

Vodafone
İş bankasına
Hepsi Buradaya
Bilyonere
Türk telekoma
Tt nete
E-bebek.com a







Ve çok sevdiğim bir yazıyıda ekliyorum ;

Bir inceliktir 'teşekkür'

Küçük bir davranış, bir inceliktir teşekkür etmek.
Öylesine zahmetsiz ve kolay.
İki kelime eni boyu.
Söylemesi öyle kolay; neticesi öylesine büyüktür ki…

Bize bir bardak su verene…
Bize sıcacık yemekler hazırlayana…
Bize bir harf öğretene…
Bize bir yer ararken yol gösterene… teşekkür etmeliyiz.
Bir teşekkür gözde çiçek açtırır.
Bir teşekkür, alır gider bütün yorgunluğu.
Bir teşekkür, uçurur kalbi.
Bir teşekkür insanı insana dost eder.

“Halka teşekkür etmeyen ALLAH’a da şükretmez.” buyurmuş incelikler PEYGAMBER EFENDİMİZ ( S.A.V. )
Ne ince bir nokta.
Akrabalarımıza, annemize, komşumuza, öğretmenimize, arkadaşımıza, çocuğumuza teşekkür edemiyorsak ALLAH’a da teşekkür edemeyiz.
Allah’tır bize her şeyi veren.
O’dur bütün teşekkürleri asıl hak eden.
Şükrederiz bizi ve dünyayı var eden ALLAH’a.
Şükrederiz bize hayatı bahşeden Allah’a.
Her şeyin sahibi Rabb’imize şükretmek nasıl insanlık görevimizse, aradakilere, yani akrabalarımıza, annemize, komşumuza, öğretmenimize, arkadaşımıza, çocuğumuzun bizlere yaptıkları yardımda, iyilikte teşekkür etmek de bir görevdir.
Teşekkür etmeliyiz kuşa, çiçeğe, havaya, denize, kaleme, meyveye, çöpçüye, bakkala, şoföre…
Teşekkür etmeliyiz ki kalbimiz ALLAH’a şükretmeye açık olsun.

-Alındı :) -

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...