Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

27 Haziran 2011 Pazartesi

Kanser ve Otto Warburg

SAĞLIKLA KALIN

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg'un buluşunu öğrenir. 1930'lu yıllarda
Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani  sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg'a Nobel Ödülü kazandırmıştır. Otto Warburg'a göre kanserin bir temel sebebi vardır. Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz -anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir. Warburg'un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır? Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Hiperbarik oksijen terapisi  alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir. Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur. Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür. Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor: Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa. .. Proteinlerden şeker.. Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir. Kaşeksia vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden) "glükoneogenez" (yeniden glükoz yapımı) işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye  çalışırken kendisi açlık çeker. Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size? Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak? Bugün, kansere karşı uygulanan bir çok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar). Çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür. Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü şeker kanseri beslemektedir. Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir. Belki Otto Warburg'un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiç bir şey öğrenmemiştir. Aslında 1978'e kadar ABD'nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!! !! Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri 'Laetrile'dir. Kaşeksialı hastaların yüzde 50'den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir. Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir "akıllı bomba" üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu  aplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir. Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır.

Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini  aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!

Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil. Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı. Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine "Sağlığa zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır." ibaresinin konmasını şart koştu.  Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında. (Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok).
Kaynak: International Wellness Directory

Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı?
İngiltere'de 1815'de 5 kg cıvarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970'de
50 kg 'ın üzerine çıkmıştır. 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.

Türkiye'deki durum da artık çok farklı değildir.  Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve
beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne
açıkça sermektedir.

Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;

* Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
* Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light' hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
* Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın.
* Bol taze sebze ve meyve yiyin.
* Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.
* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar)
zengin gıdalarla beslenin.
* Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
* Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
* Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
* Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
* Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).
* Stresten uzak durun.
* İyi uyuyun.
* Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
* D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D  vitamini takviyesi alın.
* Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
* Aşırı alkol kullanmayın.
* İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
* Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
* Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca  kanserojen olabilirler !!!!
* Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
* Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

Prof. Dr. Ahmet AYDIN
İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

-İyi haftalar arkadaşlar hepinize..faydalı olur umarım.. 

25 Haziran 2011 Cumartesi

Zevkli mim kış kış :)

Sevgili Karınca'nın Küresi müsademle mimledi beni ee müsade ettiysek cevapta verelim di mi :)

Soru ;

Yapmaktan en çok zevk aldığınız işler nelerdir ?

-İş olarak düşününce aklıma gelmiyor bir şey genel olarak neleri yapmaktan zevk aldığımı sıralayayım :)

-İlk başta kızımı öpmek koklamak :) elinden tutup yürümek kucağıma kıvrılması veeee
artık kendini anlatabildiği cümleleri onu dinlemek çok zevkli :)

-Eşime sarılmak sığınmak gerçekten ona sığınıyorum onunda kokusunu duyunca herşeyi unutuyorum :) onunla sohbet etmek gezmek uyumak çok zevkli :)

-Arkadaşlarla hoş sohbet :) karıncam sen çok farklısın çok zevkli özellikle seninle olan
sohbetler iyi geliyor bana gülüp eğlenmeyi biliyoruz hemde herşeye acınacak halimize bile :)

-Alışveriş yapmak, hele ki hediye alıyorsam birilerini mutlu edeceğim için çok zevkli :)

-Dalından meyve yemek :)

-Kitap okumak :)

-Sessizlikte işimi yapabilmek çok zevkli çünküm sürekli bir gürültü mevcut bunuda bir kişi
yapıyor sinir oluyorum biraz sakin ol artık aaa :))

-Annem ve babamla geçen vakit özellikle kızımla geçirdikleri anlar :)

-Denizi izlemek dalgalar çoştuğu zaman beni ıslatması çokk uzun oldu bunu yaşamayalı..

-Ay aklıma geldi radyo yayınlarımız karıncam dj lik yaptığım anlar çok zevkliydi diğer
arkadaşlarımı dinlemekte :)

-Akraba ziyaretlerinden zevk alırım onlarda benim bir parçam özlüyorum çoğu zaman..

-Kısacası birilerini mutlu ettiğim anlar desem daha doğru olacak ve kısa olacak :)


Şu anda bu satırları okuyan değerli arkadaşım mimlendin isim verince olmuyor böyle söyleyincede
olmadı valla şaşırdım artık ne yapacağımı size bıraktım üzerinize alınıverin bir zahmet :)

İyi hafta sonları hepinize..bazılarınız tatile çıkıyorsunuz iyi tatiller özletmeyin kendinizi arada bir ceee
diyiverin merak ederiz sizleri  :)

Sevgiler.

24 Haziran 2011 Cuma

Bir blog-Müjo Moda


Sevgili Aѕαннαяα rica etti kıramadık efenim malumunuz kırmayan memleketindenim :)
Arkadaşının blogu ziyaret edip incelerseniz sevineceğiz topumuz :)

Buyurunuz ;

Müjo Moda ve demişki ;

"Kendi tasarımlarımı yapıyorum. Her türlü gelinlik, abiye, özel dikim tayyör modelleri ile kendi atölyemde üretimlerimi yapıyorum. Burada modellerimi sizlerle paylaşmak bana mutluluk verecektir."

 mujomoda@gmail.com

23 Haziran 2011 Perşembe

Kilo mu? O ne?

Bakıyorum da herkes dertli bu konuda..bende düşündüm düşünürken bari yazayım da dedim :)
ben bildiğiniz kuru kemikleri sayılan hatunlardandım hep, senelerce 47-48 kilo arası gittim geldim hiç değişmedi :) annemle bir 50 kiloyu görsek diyorduk evlendikten sonra gördük şükür neredeyse göbek atmadığımız kalmıştı :) ama neden kaynaklandı; beslenme şeklim değişti ben tavuk et balık yemezdim her gıdadan ayrı bir vitamin alıyoruz di mi..bunları ben evlendikten sonra yemeye başladım :) sonrasında 53-55 kilo alımım devam etti : )


Hamile kaldığımda 58 kiloydum, 5 haftalık hamileymişim dr gittiğimde tartıldığımda ama sanırım 56 kilo ile hamile kaldım çok hızlı kilo aldığımdan o 5 haftada çok yediğimden 2 kilo almış olma olasılığım çok fazla :) çünküm dr kızıyordu çok kilo alıyorum diye :) 78 kilo ile doğuma girdim 70 kilo ile çıktım 2,820 gr Buse idi diğer kalan kilolar nereye uçtu bilmem myomum da alınmıştı baya da büyüktü ama halen geriye baya kilo kalıyor :) eve geldim 1 hafta içinde 65 kiloya düştüm Buse 20 ayını bitirecek hiç değişmedi şu ana kadar :) Buse emmeyi bıraktığında artık dedim şu koca göbekten kurtulayım bari 15/04/2011 de 64,5 kiloydum altın çilek saçmalığına takıldım ama onu da 15 gün kullandım sadece bıraktım..dedim yapacağın tek şey şekeri azaltıp suyu fazlalaştırmak öyle de yaptım şu an 61 kiloya düştüm bakalım düşüş devam edecek mi :)

Hiç bir zaman rejim yapma kilo alma verme derdim olmadı yani ben o derde düşmedim :)
Emzirme süresince bir değişiklik olmayacağını biliyordum..hem hiç göbeğim olmamıştı
o bebek mi göbek mi diye soranlara hiç olmayan göbeğim ve memnunum diyordum hatta
göbişimi seviyordum :)

Böyle işte efendim yaptığım tek şey şekeri kesip bol su içmek akşam az yemek başka hiççç
bir değişiklik yok :) darısı kilolarından kurtulmak isteyenlere :)

Siz de içer misiniz bir bardak su ? buyurun ;

21 Haziran 2011 Salı

Mimler çıkın aradan :)

Sevgili  Gul\İnn beni mimlemiş cevap buyurunuz;


Tam şu anda..Evet evet tam da şu anda nerede bulunmak ve ne yapmak isterdiniz ?
-Her hangi bir kumsalda eşimle kızımızın elinden tutup yürüyor olmak isterdim.
 Çok bunaldım acil tatil istiyorum : )

 
O yerde dilinize dolanan ilk şarkı ne olurdu?
-Candan Erçetin - Melek

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sevgili vєssєłαм beni mimlemiş cevap buyurunuz;


Bir Lamba Cini Çıksa Karşınıza !?

" Dile Benden Ne Dilersen Sahip " Dese, Bir Tek Dilek Hakkınız Ve Düşünmek İçin de 1 Saatiniz Olsa;

1) Ne Yaparsınız ?  
-Hoşgeldin geç kaldın çok beklettin derdim şaşırarak tabiki : )

2) Ne Dilersiniz ?
-Dünyada ki tüm canlılar için sağlıklı olmalarını dilerdim. Malum hastalıkla boğuşuluyor.
 3) Dileğinizi Seçmeniz Kolay Olur Mu ?
-Evet çok kolay olurdu ilk aklıma gelen dilek bu.


-Arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, isteyen herkese gönderiyorum mimleri ne zaman birilerini adıyla mimlesem pek cevap gelmediği için tercih sizlerin olsun istedim.

Sevgiler.

19 Haziran 2011 Pazar

Babalar günü


Sevgili babalarımızın gününü kutlarım.

Yani;

Babamın
Babamın
Eşimin
Dedelerimizin
Dedelerinizin
Eşlerinizin
Babalarınızın
Arkadaşlarımın
Serdar bey amca dayı abi şimdi taze kayınpederin :)
Adayların
Aklından geçirenlerin
Kimsesiz çocukların elinden tutanların
Öyle hissedenlerin

-Ahiret alemine göçmüş olanlarda dualarımda.
:) Ama kusura bakmayın Buse babasını yılın babası seçti ve hediyesi ;

HAYATIM GÜNÜN KUTLU OLSUN, SENİ SEVİYORUM,
SEN HARİKA BİR BABA OLDUN :)

17 Haziran 2011 Cuma

LİMON+SARIMSAK MUCİZESİ


-Yine bana maille geldi paylaşmak istedim biraz araştırınca değişik tariflerde çıkıyor bilginize.

Hayırlı cumalar.

Ülkü

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Gençlik  iksiri


Bu iksiri  ilk  Rus  doktorları  bulmuş.
Neyi  mi? Temmuz-Ağustos  ayları  arasında  beyaz  ve  pembemsi  renkli  çiçekler  açan, vatanı  Orta  Asya  olan, eski  Mısırlıların  3  bin  yıl  önce  kullandıkları  A,B1,C,E  vitamini  yüklü  bir  ecza  deposunu  yani; Sarımsak  ya  da  Sarımsak(Allium  sativum)’ı…

Babası  yaşlıdır,göğüs  ağrıları  şiddetlenmiştir.Dört  saat  sürecek  ameliyatı  kaldıramaz  gözüyle  baktıkları  için  umutlarını  kesmişlerdir  ailecek…Bir  arkadaşı  “Ameliyat  öncesi  bir  de  bunu  deneyin”der.Onlar  da  denerler…Babasının  “koroner  by-pass”ile  üç  damarı  değişecekken  bu  İKSİR  sayesinde  %100  tıkalı  olan  damarları  açılır…Doktorlar  hayretlerini  gizleyemezler!...

İşte  o  sihirli  İKSİR’in   karışımı ;

2  litre  limon  suyu ,  40  diş  orta  boy  soyulmuş  ve  ezilmiş  sarımsak  ağzı  sıkı  kapanan  bir  kavanoza  koyup  üzeri  koyu  renkli  kağıt  ve  bezle  kapatılır.normal  oda  sıcaklığında  25  gün  boyunca  her gün  çalkalanarak  saklanır.Sarımsaklar  iyice  eriyince  25  günün  sonunda  kavanozu  açıp  her  sabah  aç  karnına  yarım  veya  içilebiliyorsa  bir  çay  bardağı  içilir.kavanoz  bitene  kadar  içilecek, kapağı  hep  kapalı  olacak , içine  asla  su, şeker  vb. karıştırılmayacak.  Bu  karışımı  içtikten  sonra  en  az  yarım  saat  bir şey  yiyip  içilmeyecek… Yarım  saat  geçtikten  sonra  kahvaltı  yapılacak. Mümkünse  her  sabah  aynı  saatlerde  içilecek.

İKSİRİN  YARARLARI  :

-Tüm  damar  iltihaplarını (vaskulit) tedavi  ediyor, tıkanan  damarları  açıyor,damar  sertliğini  ve  hipertansiyonu  önlüyor.

-Kolesterol  ve  lipiti  düşürüyor,zararlı  yağların  yakılmasını  sağlıyor,kilo  verdiriyor,(bazal  metabolizmayı  hızlandırıp  yağların  yakılmasını  sağladığı  için  iştahı  da  açıyor,bu  dönemde  diyete  dikkat  etmek  gerekiyor!...)şekeri  düşürüyor,pankreasın  kendisini  yenilemesini  sağlıyor.

-Böbrek  ve  safra  taşlarını  eritiyor, idrar  söktürüyor, vücuttaki  şişkinlik  ve  tüm  dokulardan ödemi  kaldırıyor.

-Helycobacter  pylori  adlı  ülser  mikrobunu  öldürerek  mide  ve  oniki  parmak  bağırsağı  ülserlerinin  tedavisini  yapıyor.

-Tüm  romatizmal  iltihabı  önleyip, her  türlü  romatizmal  ağrıları  dindiriyor, kireçlenmeyi  önlüyor, eklem  düzeylerinin  yenilenmesini  sağlıyor, her  türlü  ağrıyı  kesiyor. 

-Beyin  hücreleri  ve  tüm  sinir  sisteminin  yenilenmesini  sağlıyor, sinirdeki  aksiyon  potansiyelini  düzenleyip  ileri-refleks  hızını  arttırıyor,felçlere  ve  vertigoya  fayda  veriyor.

-Vücudun  bağışıklık  sistemini  son  derece  kuvvetlendiriyor  ve  her  türlü  alerjiyi  özellikle  damarsal  kökenli  ve  strese  bağlı  cilt  alerjilerini  kökünden  kesiyor, kansere  karşı  tüm  vücudu  koruyor…

Evet  ilk  kez  Rus  doktorlarının  bulduğu  şimdi  ABD’de  uygulanmaya  başlanan  ve  de  tıpta  devrim  yaratacağı  söylenen  GENÇLİK  İKSİRİ  işte  böyle  bir  şey… DENEMEKTE  YARAR  VAR….

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...